KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/2274 E., 2025/6053 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1312 E., 2024/1777 K.
- İlk derece mahkemesi
- Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/145 E., 2022/156 K.
Karar Metni
1.123 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili.
Serik İcra Müdürlüğünün 2010/947 E. sayılı dosyası kapsamında davalı alacaklı ...'un diğer davalı borçlu ...'un müvekkilinden alacaklı olduğu düşüncesi ile müvekkiline 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 89. maddesi uyarınca birinci, ikinci ve üçünücü haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini 19.08.2021 tarihinde haricen haksız haciz tatbiki ile öğrendiklerini, ihbarnamelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davalı ... ile kardeş olmak dışında hiçbir maddi ilişkisinin bulunmadığını,
davalı alacaklının diğer davalı borçlunun ne kadar akrabası varsa taciz amaçlı haciz ihbarnamesi göndermeye çalıştığını, müvekkilinin emekli maaşı dışında hiçbir gelirinin bulunmadığını ileri sürerek; haciz ihbarnamelerine dair tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğunun tespitini, haciz ihbarnamelerinden 19.08.2021 tarihinde haberdar olmaları nedeni ile bu tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesini, haciz ihbarnamelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunun tespitini, müvekkilinin davalı takip borçlusuna herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili, müvekkilinin bonodan kaynaklanan alacağı sebebiyle dava dışı borçlu M.
K. ve diğer davalı borçlu ... hakkında 19.02.2010 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibin itirazsız kesinleştiğini ve tahsil amacıyla çeşitli takip işlemleri yapıldığını, davacıya da 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesi kapsamında birinci, ikinci ve üçünücü haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, davacıya yapılan tüm tebligatların usule ve yasaya uygun olduğunu, takip borçlusu diğer davalı ...'un davacının kardeşi olduğunu ve babaları ...'un mirasçıları olarak tereke mallarında iştirak halinde malik olduklarını, davacının diğer davalı borçlu ....'a, Kars İli, ....
İlçesi, .... Köyünde bulunan tereke taşınmazlarından elde edilen semerelerden kaynaklanan borcu olduğunu, yasa gereği ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının tanık deliline başvurmasına muvafakat etmediklerini savunarak; davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip alacaklısı olan davalı ...'in borcun kaynağı olarak miras payından elde edilen semerelerden kaynaklı ilişki şeklinde soyut alacak iddiasında bulunduğu ve bu iddiasını herhangi bir belgeye veya ticari ilişkiye dayandırmadığı, davalının iddia ettiği taşınmazların halen muris ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından ekilip biçilmediği, davacı ve davalı ... arasında herhangi bir devir işleminin olmadığı, davacı ve davalı ... arasında miras ilişkisine dayalı bir ilişkiye de rastlanılmadığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair bir delil sunulmadığı,
davacı tarafından birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine karşı süresinde yapılmış bir itiraz bulunmadığı, tebligatların görünüş itibariyle usule uygun olduğu, davacı adına üçüncü haciz ihbarnamesi düzenlenmesinin doğru olduğu ve eldeki davanın açılmasına davalı alacaklının sebebiyet vermediği gerekçesiyle; davacının Serik İcra Müdürlüğünün 2010/947 E. sayılı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davanın açılmasında kusuru bulunmayan davalı alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmiş;
karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmediği, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olması dolayısıyla kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi davacının, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca açtığı menfi tespit davasının tamamen ya da kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda, sırf birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmediği,
kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu olacağı yönünde bir kabulün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 326. maddesine aykırı olduğu gibi 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünde açıkça tanınan dava hakkının kullanılmasına bir kısıtlama oluşturacağı, böyle bir durumda yargılama giderlerinden sorumlu olmak istemeyen davalının, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aleyhine açılan davada,
ön inceleme duruşmasına kadar (ön inceleme duruşmasından önce) davayı tamamen ya da haklı olup olmadığını bildiği kısım yönünden kabul etmesi gerektiği, bu yönde bir kabulü olmadığı sürece davalının davanın kabulü hâlinde yargılama giderlerinin tamamından, kısmen kabulü hâlinde ise haklılık durumuna belirlenen kısmından sorumlu olacağı, eldeki davada davacının menfi tespit istemi kabul edildiği, ancak davalı taraf ilk duruşmada davayı kısmen veya tamamen kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmadığı,
menfi tespit davası davacı taraf lehine sonuçlandığından davacı yararına yargılama giderleri ile haciz ihbarnamelerinde bildirilen 1.705.840,60 TL üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre nispi olarak hesaplanacak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı ...'in takip alacaklısı, davalı ...'ın ise takip borçlusu olduğu, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesine göre açılan davalarda husumetin takip alacaklısına yöneltilmesi gerektiği, takip borçlusunun pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle;
davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı vekalet ücreti ve davalı ... yönünden kaldırarak, davanın takip alacaklısı davalı ... yönünden kabulüne, davalı takip borçlusu .... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacının Serik İcra Müdürlüğü'nün 2010/947 E. sayılı takip dosyası ile yürütülen icra takibine konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, AAÜT uyarınca hesaplanan 247.642,67 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; davanın açılmasında davalı müvekkilin kusuru bulunmadığını ve bu nedenle aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının dosya borçlusu diğer davalı ...'ın kardeşi olduğunu ve ortak miras bırakanlarından kalan terekede iştirak halinde malik olduklarını, diğer davalı borçlu ...'ın tereke mallarından elde edilen semerelerden kaynaklı olarak davacıdan alacaklı olması ihtimaline binaen davacıya usulüne uygun olarak 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiğini,
davacının usulüne uygun olarak gönderilen birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, hesaplanan vekalet ücretinin hatalı olduğunu, icra dosyasının güncel kapak hesabının 413.776,05 TL olduğunu, icra dairesinin hiçbir hesap yapmaksızın davacı yana 1.705.840,60 TL üzerinde haciz ihbarnamesi gönderilmişse de bu durum icra dairesinin sehven hatalı yaptığı işlemden kaynaklı olduğunu ve bu rakam üzerinden davalı müvekkil sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanunu’nun 89. maddesinin üçüncü fıkrasından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(11) 62 E., 2023/464 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davası davacı lehine sonuçlandığından, davacı yararına yargılama giderleri ile vekâlet ücretine takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2274, K. 2025/6053, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama