KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/2823 E., 2025/4988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/369 E., 2024/271 K.
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca uygun bulunması üzerine davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için gönderilen dava dosyasında Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin davalının vekili olarak dava dışı 3. kişi aleyhine vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davası açtığını, yargılama sırasında taşınmazın değerinin 919.720,00 TL olduğunun belirlenmesi üzerine davalı ile aralarında 92.000,00 TL vekâlet ücretinin ödenmesi hususunda 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin görevini gereği gibi ifa ettiğini ancak davalının müvekkilini 29.03.2013 tarihinde haksız şekilde azlettiğini, sözleşme ile kararlaştırılan ve hakedilen vekâlet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek;
vâki itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; azlin haklı nedenlere dayandığını zira davacının müvekkilinin değil oğlu ...’nun talimatlarına uygun hareket ettiğini, gerekli bilgilendirmeleri yapmadığını, hukuki yardımın yetersiz ve ücret sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacak davasında bilirkişinin belirlediği değer üzerinden ıslah yapılmadığı gibi açılan bir ek dava da bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.03.2016 tarihli kararı ile; azlin haksız ve ücret sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının sözleşmede belirlenen ücrete hak kazandığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekilince temyiz etmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 31.01.2018 tarihli kararı ile; “…Somut olayda, davacı vekaletin kötüye kullanılması nedeni ile alacak davası açmış, işini gereği gibi dikkat ve özenle takip etmiş olup her hangi bir ihmal veya kusuru tespit edilememiştir. Red ile sonuçlanan dava temyiz edilmiş ancak bu aşamadan sonra davacı azledilmiş olup haklı bir azil sebebi ispatlanamamıştır.
Bu noktada haksız azil sabit olup, avukat üstlendiği ve başladığı işin hangi aşamada olursa olsun tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Ne var ki, davacı henüz başlamadığı ve vermediği hizmetin bedelini de isteyemeyecektir. Hal böyle olunca; davacının ücretinin belirlenmesinde ücret sözleşmesi değerlendirilmeli ve buna göre yapılan hukuki yardımlar belirlenmelidir. Öncelikle belirtilmelidir ki ücret sözleşmesi geçerli olup Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir.
Ancak yukarıda değinildiği gibi davacı henüz başlamadığı ve vermediği hizmetin bedelini de isteyemeyecektir.
Sözleşmede, Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/423 E. sayılı dosyasında açtığı kısmi davada bilirkişi raporuna göre 919.720,00 TL alacağa tamamlanmak üzere ıslah yolu ile ya da ek dava yolu ile rayiç bedele ilişkin farkın tahsili için yapılacak hukuki yardımlar nedeni ile ödenecek bedelin ücret sözleşmesi ile 92.000,00 TL olarak belrilendiği anlaşılmaktadır. Davacı davayı ıslah etmemiş her hangi bir ek dava ise açmamıştır.
Dava 30.000,00 TL değer belirtilerek açılmış, ıslah yapılmamış ve bozma sonrası bu miktar üzerinden kabul kararı verilerek kesinleşmiştir. Sözleşme kapsamında davacı ancak 30.000,00 TL üzerinden açtığı kısmi dava için hizmet vermiş bulunmaktadır. Yeni bir ek dava açmış değildir.
Sözleşmede bu işlerin tamamı üzerinden 92.000,00 TL ücret belirlendiğine ve bu işlerden ek dava ya da ıslahın yerine getirilmediği anlaşıldığına göre Mahkemece ücretin de buna göre belirlenmesi gerekir.
Kısaca, Mahkemece davacı avukatın yaptığı işler ile yapmadığı işler arasında oranlama yapılarak ücret belirlenmelidir. Sözleşmeye konu işlemler (kısmi dava, ıslah veya ek dava) ve sözleşmede düzenlenen ücret ( 92.000,00 TL ) için oranlama belirlendikten sonra bu oran sonucuna göre hakedilen vekalet ücreti hesap edilmeli ve hüküm tesis edilmelidir. Aksi hakkaniyete aykırı olduğu gibi avukatın yapmadığı iş için de ücret almasına sebebiyet vereceğinden usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 25.03.2021 tarihli kararıyla; önceki karar gerekçesinin yanında, davalı ile karşı tarafı arasındaki uyuşmazlığın davacı avukat tarafından açılan ilk davada nihai olarak sonuçlandırıldığı, sonradan açılan ek davanın ilk davadaki belirlemeler çerçevesinde sonlandırılacağı gerekçesiyle, direnme kararı verilmiştir. Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarihli ve 2022/(13)3-917 E., 2023/629 K. sayılı kararıyla; taraf teşkilinin sağlanması gerektiği yönündeki gerekçeyle hükmün usulden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek önceki hükümde direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2025 tarihli ve 2024/3-666 E., 2025/224 K. sayılı ilamıyla; taraflar arasında düzenlenen 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin geçerli ve davacı avukatın azlinin haksız olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre Avukatlık Kanunu’nun 174/2. maddesindeki avukatın azli hâlinde ücretin tamamının verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı avukatın sözleşmede belirlenen ücretin tamamı olan 92.000,00 TL’yi hakettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle direnme uygun bulunduğundan, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili; davanın murisin oğlu ...'nun talimatlarına göre açıldığını, davacı muris avukatın ...'nun arkadaşı olduğunu, davacı muris avukatın haklı nedenlerle azledildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte azlin haklı olduğu sonucuna ulaşılsa da sözleşme gereği davacı muris avukatın ek dava açmadığını veya davayı ıslah etmediğini, bu sebeple vekalet ücretine hak kazanamadığını, kötü niyet söz konusu olmadığından aleyhine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; haksız azil nedeniyle vekalet ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dosyasının incelenmesinde; Hukuk Genel Kurulu kararından incelenerek karara bağlanan hususların yeniden incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2823, K. 2025/4988, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama