KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/4409 E., 2025/5855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/6 E., 2025/201 K.
Karar Metni
2.320 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı şirketin gıda ve tekstil kimyasallarının ihraç ve dağıtım işi ile iştigal ettiğini, şirkete ait mamul ve hammaddelerin davalılardan... Ltd.
Şti'ne ait depoda istiflendiğini, ancak 06.05.2008 tarihinde depoda çıkan yangın nedeniyle mamul ve hammaddelerin bir bölümünün zarar gördüğünü, Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/149 D.İş sayılı tespit dosyasında yangının davalı ...'ın sorumluluğunda bulunan elektrik şebekesine ait havai hat kablosunun kopması sonucu oluştuğunun belirlendiğini ileri sürerek;
zarar gören mamul ve hammaddelerin karşılığı olan 47.867,02 USD, 25.769,81 Euro cinsinden alacağın 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 8313 maddesi uyarınca ödeme zamanındaki kur üzerinden 3095 sayılı Kanun uyarınca 17.843,15 TL alacağın ise reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; aynı olaya ilişkin Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/207 D.İş dosyasında alınan raporla yangına kendilerine ait hatların sebep olmadığının tespit edildiğini, bu sebeple şirketin hiç bir kusur ve sorumluluğu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı... Ltd. Şti. vekili; olayla ilgili olarak Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/151 D.İş sayılı dosyasında alınan raporda diğer davalı tarafından yeraltında döşenmiş çoklu bakır kabloların aşırı yüklenme sebebiyle kısa devre yapması ve buna bağlı olarak etrafta bulunan bir takım tahta parçaların ve molozların yanma derecesi düşük olduğundan buraya sirayet etmesi sonucu, elektrik direğinin yerinden patlama şeklinde alev almasıyla yangının meydana geldiğinin belirtildiğini, kusurlu tarafın diğer davalı olduğunu, yangın sebebiyle açılan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece verilen 25.04.2012 tarihli kararla; davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 47.867,02 USD karşılığı 75.869,02 TL, 25.769,81 Euro karşılığı 51.668,40 TL ve 17.843,15 TL'nin faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın olayda kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 18.11.2013 tarihli ilamla; eldeki davanın konusunu oluşturan yangına taksirle neden olma suçu kapsamında Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davanın derdest olduğu, davanın esasını oluşturan maddi olgularla ilgili taraflarca delil olarak gösterilen görülmekte olan ceza davasının sonucunun, eldeki hukuk davası için bekletici sorun yapılması ve o davada belirlenen maddi olgularla dava konusu uyuşmazlıkta yer alan unsurlar karşılaştırılmak suretiyle, yangının çıkış sebebinin belirlenmesi açısından uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.
2.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 03.07.2014 tarihli kararla davanın davalı... Ltd. Şti. yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulü ile 47.867,02 USD karşılığı 75.869,20 TL, 25.769,81 Euro karşılığı 51.668,40 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek .... Bankasının dövize uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte ve yine 17.843,15 TL zarar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Dairece verilen 21.10.2015 tarihli ilamla; Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinde davalı... Ltd. Şti. yetkilileri hakkında açılan davada, sanıkların herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, ...'ın %100 oranında ve asli kusurlu olduğu gerekçesiyle sanıkların ayrı ayrı beraatlerine dair verilen kararın temyiz edilmeksizin 29.11.2013 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında çıkış sebebinin belirlenmesi açısından uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği belirtilmesine rağmen eksik inceleme ile bilirkişi raporu alınmadan, hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
4.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 05.10.2017 tarihli kararla; davanın davalı... Ltd. Şti. yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 47.822,48 USD karşılığı 75.798,63 TL, 24.813,51 Euro karşılığı 49.751,87 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek Merkez Bankasının dövize uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte ve yine 17.843,15 TL zarar bedelinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin (1.916,53 TL) reddine karar verilmiş; karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5.Dairece verilen 21.05.2018 tarihli ilamla; Mahkemece kısa kararda red miktarı maddi hesap hatası sonucunda 1.916,53 TL olarak yazılmış ise de, talep edilen toplam miktardan kabul edilen miktar düşüldüğünde (145.380,75 -143.393,65 =1.987,10) aslında 1.987,10 TL miktarın reddine karar verildiği, bu şekilde hükümle gerekçe arasında çelişki yaratıldığı gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
6.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 13.04.2023 tarihli kararla; davacı şirketin davalı... Ltd. Şti.ne ait yerde bir kısım kimyasal maddeleri istifleyerek sattığı, 06.05.2008 günü çıkan yangın sonucu bir kısım emtiaların yandığı, davalı... Ltd. Şti. ve davacı şirketin aldırılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen raporlarla da sabit olduğu üzere kusurlu bulunmadığı, davalı ...'ın ihmali suretiyle yukarıda belirtilen oranda kusurlu bulunduğu gerekçesiyle; davalı... Ltd.
Şti. hakkındaki davanın reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile davacının 47.822,48 USD ve 24.813,51 Euro'nun dava tarihindeki kurları üzerinden hesaplanacak tazminata dava tarihinden itibaren ....
Bankasınca dövize uygulanacak en yüksek faiziyle, 17.843,15 TL zarar bedelinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte taleple bağlı kalınarak tahsiline, 1.987,89 TL'lik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
7.Dairece verilen 25.09.2024 tarihli ilamla; son bozma ilamı sonrası tekrar bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek farklı heyetlerden kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporları alındığı, daha sonra çelişkinin giderilmesi için de bilirkişi raporu alınmış ise de bu raporlar hakkında bir değerlendirme yapılmadan ve alınan bu raporlara neden itibar edilmediği açıklanmadan, hangi davada kesinleşen raporun esas alındığı hususu belirtilmeden, başka davalarda kusur durumunun kesinleştiğinden bahisle hüküm kurulduğu, tazminat tutarı bakımından da bir değerlendirmeye yer verilmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
8.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla. Mahkemece önceden verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Dairenin 18.11.2013 tarihli ilamında ve dosyaya sunulan Küçükçekmece 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararına esas alınan raporlar ile birinci bozma ilamı öncesinde alınan raporlar doğrultusunda, meydana gelen olayda... Ltd.
Şti.nin sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ...'ın sorumlu olduğunun Yargıtayın da kabulünde olduğu, bozma ilamı sonrasında dosyaya alınan 23.05.2022 tarihli ve 11.11.2022 tarihli bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda tespit edildiği üzere, davacı şirketin....Organize Sanayi Bölgesi içinde....ve ..... Kooperatifine tahsis edilen işyerinde faaliyet gösteren birçok kimyasal ürün satışı yapan şirketlere depolama hizmeti sunan davalı... Ltd.
Şti.den hizmet alması karşısında, güven ilkesi gereği kusurunun bulunmadığı, davacının zararının miktarına yönelik yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafın toplamda 145.380,75 TL talepte bulunduğu görülmüş, dosyaya aldırılan 23.05.20 22... .11.2022 tarihli bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda ise zayi olan ürünün giydirilmiş birim maliyet bedeli (nakliye+depolama) karşılığı zarar tespitinin dava tarihindeki kura göre toplamda 143.393,65 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davalı...
Ltd. Şti.nin hakkındaki davanın esastan reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 47.822,48 USD ( 03.12.2008 tarihli kur 1,585 TL) karşılığı 75.798,63 TL, 24.813,51 EURO (03.12.2008 tarihli kur 2,005 TL) 49.751,08 TL karşılığı tazminatın dava tarihinden işleyecek ...
Bankası'nın dövize uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte ve yine 17.843,15 TL zarar bedelinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte taleple bağlı kanılarak davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin (1.987,89 TL) reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; aynı konuda verilen kesinleşmiş kararlar bulunduğunu, zarar taleplerinin ödeme zamanındaki kur üzerinden yapılmasını talep ettiklerini, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili; dosyada alınan raporlarda belirlenen kusur oranlarına rağmen tüm kusurun müvekkili şirkete atfedildiğini, davalı şirketin mevzuat gereği tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, diğer davalı şirketin kusurunun tespit edilmesine rağmen davanın bu şirket yönünden reddine karar verildiğini, zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, yangına geç müdahale edilmesinin zararın miktarının artmasına sebebiyet verdiğini, zararın miktarının döviz cinsinden değil olay tarihi itibariyle iç piyasadaki Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğini,
davacının Türk Lirası üzerinden talep ettiği miktara yasal faiz uygulanmasını talep etmesine rağmen kararda reeskont faizine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı şirkete ait eşyaların, davalı... Ltd. Şti.ne ait depoda bulunduğu sırada çıkan yangında hasar görmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan kararın bozmaya uygun bulunmasına, kesinleşen ceza dosyasındaki tespitlere ve yine bu doğrultuda alınan oluşa uygun uzman bilirkişi raporundaki tespitlere göre; olay günü davalı şirkete ait elektrik nakil hattından kaynaklı olarak başlayan yangın nedeniyle, bu enerji nakil hatlarının bakım ve onarımından sorumlu olan davalı ...'ın sorumlu tutulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı şirketin, depolama hizmeti sunan davalı... Ltd. Şti'den hizmet almasının "güven ilkesi" gereği müterafik kusurunun bulunmadığı hususu da aynı konuda verilen Dairenin kararları ile sabit olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıda belirtilen bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Hemen belirtilmelidir ki, kaynağı veya hukuki sebebi ne olursa olsun, zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığındaki bir azalmayı; zararın tazmini ise,eğer zarar oluşmasaydı zarar görenin malvarlığı hangi halde olacak idiyse, o halin yeniden sağlanmasını ifade eder.
Doğaldır ki; kaynağına, sebebine ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, hem zararın nitelik ve kapsamı ve hem de tazmini, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir.
Dolayısıyla, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken, zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı; bunu tam olarak sağlayacak, eş söyleyişle gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmeli; tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı, ancak azalmaya da neden olmamalıdır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanunun 83. maddesinde, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda yabancı para üzerinden zararın ne şekilde giderileceği konusunda açık ve net bir hüküm olmamakla birlikte, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda oluşan zararın yabancı para üzerinden ödenmesine engel emredici ve yasaklayıcı bir hüküm de yer almış değildir. Bu konuda yasada bir boşluk vardır.
Nitekim İsviçre’de de haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan zararlarda İsviçre Borçlar Kanun’da zararın yabancı para üzerinden ödeneceğine dair düzenleyici bir hüküm olmamasına rağmen uygulama ve öğretide bu hallerde de zararın yabancı para üzerinden giderilmesi kabul edilmektedir. Bu sonuca şu gerekçelerle ulaşılmaktadır. Tazminatın amacı, zarar gören kişinin gerçek zararını karşılama olmalıdır.
Zararın giderilmesinde hangi para biriminin esas alınacağı sorusu da, zararın hangi para birimi ile tam olarak karşılanabileceği şeklinde olmalıdır.Yasanın amacı, zararın tamamen giderilmesine yönelik olmalıdır. Sözleşme dışı tazminat taleplerinde doğru ve hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesi gerekir. Böylece ileride munzam zarar ve kur farkı davalarına meydan verilmemesi için zararın tam olarak karşılanması için bu zararın zarar gören açısından tespiti gerekir.
Zarar, zarar gören açısından zarar hangi para birimine göre doğmuşsa, o para biriminin tazminat olarak talep edilmesi amaca uygunluk yönünden kabul edilmelidir. Örneğin deniz taşımalarında kullanılan yabancı menşeli konteyner haksız eylem sonucunda Türkiye’de hasarlanmıştır. Hasarlanan konteynerin yerine konulacak yabancı menşeli bir konteynerin Türkiye ve yabancı ülkelerde yabancı para ile alınabileceği belirgindir.
Zarar gören kişinin zararı ancak yabancı para ile giderilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/4-754-749 sayılı ve 10.12.2003 tarihli ilamı).
Davacı şirket, gıda ve tekstil kimyasalları imal/ithal/ihraç ve dağıtım işi ile iştigal eden bir şirkettir. Davacı şirketin yanan mamüllerini yabancı para cinsinden satın alması durumunda, zararının yabancı para cinsinden doğacağı kuşkusuzdur. Alacağın haksız fiilden kaynaklanmış olması nedeniyle, davalının haksız fiil tarihi itibariyle bu borç bakımından temerrüde düştüğü de açıktır.
BK'nın 83/son maddesi, yukarıda değinildiği gibi, sözleşmeden veya sözleşme dışı bir nedenden kaynaklanmış olmasına göre bir ayırım yapmaksızın, vadesinde ödenmeyen yabancı para borcunun, vade veya fiili ödeme günündeki TL karşılığının istenebileceği hükmünü taşımaktadır.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, bu hükümdeki “vade” kavramı, bir sözleşmede tarafların o sözleşmeye konu borcun ödenmesi için öngördükleri tarihle sınırlı bir anlam ve içerikte değildir: Sözleşme dışı bir nedenden doğan ve temerrüt için alacaklının ihtarı gerekmeyen, dolayısıyla haksız fiil tarihi itibariyle ödenmesi gereken borçlar bakımından, haksız fiilin gerçekleştiği tarih, ondan kaynaklanan borç için vade niteliğindedir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacı şirketin yabancı para üzerinden talep ettiği tazminat kalemleri ile ilgili olarak yukarıda açıklandığı üzere bir araştırma yapılması ve toplanan delillerin değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesine göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yapılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde, mahkemece; ayrıca, bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur.
Somut olaya gelince. Mahkemece, davacının uğradığı zarar ve tazminat miktarına ilişkin, davacı tarafından Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/149 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu ve 20.04.2017 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilmiştir. Ne var ki, davalı ... vekili, delil tespiti dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile dosyada hazırlanan bilirkişi raporlarını kabul etmediğini belirterek açıkça itiraz etmiştir.
Zarara ilişkin bilirkişi raporlarında, depo işleten davalı... Ltd. Şti. tarafından kaşeli ve imzalı olarak listesi sunulan kimyasal ürünler, ithal ürün olması sebebiyle piyasada yabancı para cinsinden zararın tespiti yapılmıştır.
Ne var ki, haksız fiil tarihi olan 06.05.2008 tarihi esas alınmak suretiyle mevcut kimyasal ürünlerin cinsini ve miktarını gösterir fatura, kimyasal ürünlerin belirtilen tarihler itibariyle depo girişlerinin yapılıp yapılmadığını gösterir sevk irsaliyesi ve irsaliye fatura ile haksız fiil tarihi itibariyle ne miktarda ürünün depolanmaya devam edildiğini gösterir ticari defter ve kayıtlar temin edilmemiş, davalı ... vekilinin zarar kapsamına dahil olan bedellere (ardiye, demuraj, gümrük masrafları) ilişkin itirazları değerlendirilmeden, hasar kalemleri denetime elverişli şekilde hesaplanmadan,
zarar gören davacının haksız eylem sebebiyle yaptığı gerçek masraflar tespit edilmeden, itiraz edilen tespit ve zarara ilişkin bilirkişi raporları benimsenmek suretiyle hüküm verilmiştir.
Bu durumda, Mahkemece; dava konusu yangın nedeniyle davacının uğramış olduğu zarar miktarına ilişkin olarak, itirazları karşılar mahiyette, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir. 4. Bozma sebebiyle göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1. Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi sıfatıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca taraflar yararına BOZULMASINA, 3.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4409, K. 2025/5855, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama