KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/546 E., 2025/4112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1004 E., 2024/2841 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kahta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/777 E., 2022/127 K.
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisinin 02.01.2016 tarihinde vefat ettiğini, ölmeden önce aynı köyden komşusu davalı ...'e taşınmaz satımı ve banka hesabından para çekme ve yatırma işlemleri için 18.08.2014 tarihinde vekalet verdiğini, davalının muris adına kayıtlı taşınmazı 800.000,00 TL bedelle sattığını, bedelin tamamını murise veya mirasçılarına iade etmediğini ve tapu resmi senedinde satış bedelinin düşük gösterildiğini, taşınmazı satın alan ...'nin babası ...'ye ait hesaptan taşınmaz bedeli olarak 685.000,00 TL'nin davalı hesabına aktarıldığının hesap özeti ile sabit olduğunu,
davalının elden de 115.000,00 TL aldığı halde bunu murise ve mirasçılarına iade etmediğini, murisin ölümünden iki gün sonra 04.01.2016 tarihinde davalı tarafından murisin hesabından 150.000,00 TL'nin aynı vekaletname ile ... isimli şahsın hesabına aktarıldığını, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak haksız kazanç sağladığını, taşınmazın değerinin çok altında satıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 400.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taşınmazın satış bedelinin davalı tarafından davacıların murisine tanıklar huzurunda köy yerinde elden nakit olarak teslim edildiğini, davacıların murisinin paranın bir kısmıyla köyde yaptırdığı evin masraflarını karşıladığını ve kalan kısmını da kullandığını, müvekkilinin davacıların murisinin ölümünden haberi olmadığını, davacılardan ...'nın talebi doğrultusunda 150.000,00 TL çekerek önce kendi kayıbabası ... ’ın hesabına, buradan da 140.000,00 TL’sinin 08.01.2016 tarihinde davacı ...'in hesabına gönderildiğini, kalan 10.000,00 TL'nin davacıların talimatı doğrultusunda taşınmazı alanlara iade edilğini, müvekkilinin aldıklarını vekalet verene aynen verdiğini ve davacılara herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından davacının taşınmazdaki hisseleri dava dışı üçüncü kişiye tapuda 47.000,00 TL karşılığı devredildiği, devir sonrasında davalının hesabına 650.000,00 TL ve 35.000,00 TL olmak üzere açıklama kısmında taşınmaz bedeli yazan iki havale gerçekleştirildiği, dava değerinin tanıkla ispat sınırının üzerinde kalması nediyle davalı tanıklarına itibar edilmediği, davalının taşınmaz satış bedelini davacıların murisine ödediğini ispatlayamadığı, davalının vekaleten işlem yaptığı satışta satış bedelinden sorumlu olduğu,
davalı tarafın 28.01.2022 tarihli duruşmadaki beyanı ile.
50.000,00 Euro ödemenin ... aracılığıyla davacılardan ...'ya iki parça halinde taşınmaz bedelinin ödendiği iddiasında bulunmuş ve 20.07.20 15... .07.2015 tarihli iki ödeme dekontu sunulmuş ise de bunlara iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında itibar edilmediği, davacı vekilinin duruşmadaki beyanı ile 399.000 TL kısmının taşınmaz satışına ilişkin 1.000 TL'lik kısmının ise murisin ölümünden sonra hesaptan çekilen para yönünden talep ettiğini belirtmiş olduğu,
davacılardan ...'nın hesabına gönderilen 140.000,00 TL ödemenin tüm mirasçılara verilmiş olduğunun davacılar vekilince verilen beyan dilekçesinde kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile.
399.000,00 TL olan dava konusu alacağını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiliyle miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekilin hesap verme yükümlülüğü karşısında taşınmaz bedelinin elden murise ödendiği yönündeki savunmanın ispatlanamamış olması nedeniyle, mahkemenin davalının sorumlu olduğu yönündeki kabulü yerinde olduğu, davalı vekili tarafından dosyaya sonradan sunulan belgelerin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirmeye alınmamasının isabetli olduğu, mahkemece kurulan hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, 21.01.2022 tarihli celsede sundukları 50.000,00 Euro'nun davacı ...'ya ... aracılığı ile ödendiğine ilişkin dosyaya sunulan banka ödeme dekontlarının ve muris tarafından köyde yapılan ev konusunda araştırma yapılmadan, ... isimli kişinin beyanının alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin gerekli ifa, sadakat ve özen gösterme yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle vekilin hesap verme yükümlülüğünün doğal sonucu olarak ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın savunmasını geçerli delillerle ispatlayamadığı, davalı tarafça dosyaya sonradan sunulan 50.000,00 Euro'nun davacı ...'ya dava dışı ... aracılığı ile ödendiğine ilişkin belgelerin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirmeye alınmamasının isabetli olduğu,
öte yandan İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararın hüküm kısmının ikinci paragrafında; infazda tereddüt yaratacak şekilde sehven davacılar yerine "miras payları oranında davalılara verilmesine" yazıldığı anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/546, K. 2025/4112, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama