KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/718 E., 2025/4646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2423 E., 2024/2263 K.
- Dava tarihi
- 18.10.2019
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/596 E., 2022/343 K.
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin uzun yıllardır birlikte olduğu davalıdan 14.02.2019 tarihinde ayrıldığını, davalının müvekkili hakkında İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2019/26342 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin 01.05.2019 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edilerek kesinleştirildiğini, müvekkilinin banka hesabına konulan bloke sonrasında icra takibini öğrendiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını belirterek, İstanbul 28.İcra Müdürlüğünün 2019/26342 Esas sayılı takip sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini, kötüniyetli davalı aleyhine % 20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin icra takibine konu alacağının bir kısmının davacının banka hesabına gönderdiği muhtelif tarih ve tutarlardaki banka havalelerinden kaynaklandığını, ayrıca 3 Ekim 2017 tarihinde elden 30.000,00 USD borç verdiğini, davacının adına kayıtlı .. ili, .. ilçesinde bulunan taşınmazın alınması esnasında 311.060,00 TL borç verdiğini, taşınmaza ilişkin 10.290,00 TL tapu harcı ve 18.500,00 TL emlakçı komisyonunun da müvekkili tarafından ödendiğini, ayrıca davalının bir dönem işlettiği güzellik merkezinin tüm masraflarının da davalı tarafından geri ödenmek şartıyla karşılandığını, davacının müvekkiline 600.000,00 TL'nin üstünde borcu bulunduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında senetle ispat zorunluluğunun istisnası yönünden yakın bir akrabalık ve hısımlık ilişkisi olmadığı gibi evlilik birlikteliğinin de olmadığı, para alacaklarında yazılı belge ile ispatın zorunlu olduğu, banka havalesinde açıkça borç olarak verildiği yazılmadığı takdirde borç ödeme makbuzu sayılması gerektiği, elden ödenen bedellerin borç olarak verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın menfi tespit talebi açısından kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içerisinde davalı vekili istinafa başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dosyaya sunulan ödeme belgelerinin değerlendirilmeye alınmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 203/1-b maddesine göre senede bağlanmaması teamül olmuş bir hukuki işlemin senetle ispat zorunluluğu olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine dayalı takip sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davalı tarafından yapılan ödemelerin borç olarak verildiğine ilişkin savunması ile ispat yükünü üzerine alan davalının iddiasını ispata yönelik yazılı delil sunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında açıklandığı üzere "...borç olarak davacı-borçluya verildiğinin ispat olunamaması nedeniyle borç olarak verildiğinin kabulünün mümkün olamayacağı kanaatine varıldığından davanın kabulüne.." karar verilmesi gerekirken, "...davanın reddine..." şeklinde sehven yazılmasının maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden, bu hususta düzeltme yapılmasına gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/718, K. 2025/4646, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama