KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2026/409 E., 2026/359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2026
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/698 E., 2025/1932 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/95 E., 2023/563 K.
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 1-Davacı vekilinin temyiz dilekçesi yönünden yapılan değerlendirmede; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesince davacının alacak miktarı 19.679,32 TL olarak belirlenmiş ve miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karar davacı tarafça istinaf edilmeksizin yalnızca davalı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, eldeki davada dava değeri 19.679,32 TL olmakla, davacı yönünden reddedilen ve temyize konu edilen bu miktar, (7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'nun 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince) dava tarihi itibari ile (temyiz) kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin (miktar itibariyle) reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz dilekçesi yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı vekili kararı karşı tarafın temyiz dilekçesine verdiği cevapla birlikte (katılma yoluyla) temyiz etmiştir. Katılma yoluyla temyiz hakkı, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, karşı tarafın asıl temyiz dilekçesinin normal temyiz süresi içerisinde ve kendisi yönünden temyizi kabil bir karara karşı verilmiş olması koşulu ile sınırlandırılmıştır.
Karşı tarafın (davacı vekilinin) temyiz istemi, yukarıda belirtildiği üzere (miktar itibariyle) reddedilmiş olmakla, davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin de karşı tarafın temyizine bağlı olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/409, K. 2026/359, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama