KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2009/22925 E., 2010/5122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2010
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Görevi ihmal suçundan şüpheli Avukat ... ... hakkında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.12.2008 tarihli ve 2008/58854 soruşturma, 2008/24058 ... iddianamesi üzerine kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2009 tarihli ve 2009/17-8 ... kararının Adalet Bakanlığınca 25.08.2009 gün ve 46720 ... yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2009 gün ve 205490 ... tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Tüm dosya kapsamına göre, şüpheli ... ...'in, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/364 (mahkemenin kapatılması üzerine Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/139) esasına kay den görülen kamu davasında sahte para ve dövizi tedavüle sürmek suçundan sanık olarak yargılanan Nazar Tokdemir'e, 5271 ...
Ceza Muhakemesi Kanununun 150. maddesi uyarınca müdafi tayin edildiği ve aynı Kanununun 188/1. maddesi gereğince de zorunlu müdafıliğin kabul edildiği hâllerde müdafiin tüm duruşmalara katılmak zorunluluğu bulunduğu hâlde, müdafi ücretlerinin Cumhuriyet savcılığı ve mahkemeler tarafından ödendiği,
bu sebeple avukat bağımsızlığının zedelendiği gerekçesiyle istifa ettiğini bildirmek suretiyle 19/06/2007 ve 04/10/2007 tarihli duruşmalara katılmayıp yargılamanın uzamasına sebebiyet vermek şeklindeki eyleminden dolayı, şüphelinin üzerine atılı görevi ihmâl suçu ile ilgili mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, şüpheli avukatın, sahte parayı tedavüle koyma suçundan sanık ...'e, C.Y.Y.'nın 150 ve 156. maddeleri uyarınca ...
3. Ağır Ceza Mahkemesinin istemi üzerine İstanbul Barosunca zorunlu müdafi olarak atandığı, şüphelinin 26.9.2006, 19.12.2006 ve 29.3.2007 tarihli duruşmalara katıldığı, şüphelinin 22.5.2007 havale tarihli dilekçesinde zorunlu müdafilere ücret ödenmesi yönteminin değiştirilmesinin mesleki bağımsızlığını etkilediğini, kazanılmış ücret hakkının yeni düzenlemeyle geri alındığını ve ücretsiz iş görmesinin mümkün olmadığını belirterek müdafilik görevinden istifa ettiğini bildirdiği, şüphelinin 19.6.2007 tarihli duruşmaya katılmadığı,
4.10.2007 tarihli duruşmada ise şüphelinin görevinden istifasının baroca kabul edildiğinin ve talep halinde yeni müdafii görevlendirmesi yapılacağına ilişkin baro yazısının tutanağa geçirildiği, daha sonraki oturumlarda sanık ...'e yeni bir müdafii görevlendirildiği anlaşılmaktadır.
Y.C.G.K.'nun, 1412 ... C.Y.Y.'nın yürürlükte olduğu dönemde verdiği 7.10.2003 tarih ve 2003/220-242 ... kararında. C.Y.Y.'nın 138. maddesi gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafiin, haklı bir özrü ya da kaçınılmaz bir nedeni bulunmadığı sürece bu görevi sürdürmek zorunda olduğu, haklı bir özür veya kaçınılmaz nedenin müdafi tarafından ileri sürülmesi durumunda bunları değerlendirme ve kabul edip etmeme yetkisinin tayin edene (baroya) ait bulunduğu belirtilmiştir.
5271 ... C.Y.Y.'daki düzenlemeler dikkate alındığında anılan içtihadın halen geçerli olduğu sonucuna ulaşmak hukuken isabetli olacaktır. Somut olayda, şüpheli avukatın bildirdiği mazeretin baroca kabul edilmesi karşısında, şüphelinin zorunlu müdafiilik görevinin ve duruşmalara katılma zorunluluğunun devam ettiği ileri sürülemeyecektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin, 5271 ...
C.Y.Y.'nın 170/2 maddesi uyarınca iddianame düzenlenebilmesi (son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturmadığı açıktır. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka uygun olduğu görülmektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2009/22925, K. 2010/5122, 24 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama