KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2009/22957 E., 2011/25464 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Muhafaza görevini kötüye kullanmak
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1) Yakınan Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü vekilinin, 21.12.2006 tarihli dilekçesindeki davaya katılma isteği hakkında bir karar verilmemesi,
2) Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır.
5237 sayılı T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır.
İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1) Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak.
2) Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.'nın 289. maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır.
Bu açıklamalar karşısında, yediemin sanıktan hacizli malı icra dairesi tarafından belirlenen satış yerine götürmesinin beklenmesi ve satış yerine götürmeme biçimindeki ihmali davranışın teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre sanık hakkında icra takibi sırasında haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen hacizli malı yapılan tebligata karşın satış yerine getirmeyerek muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Dosyada bulunan haciz tutanağı, açık artırma ilanı ve birinci artırma tutanağından hacizli malın yediemine teslim edildiği yer ile satış yerinin farklı olduğu anlaşılmaktadır.
İcra dairesince sanığa muhtıra gönderilerek hacizli malı belirlenen satış yerine getirmesi istenmiştir. Yukarıdaki paragrafta belirtilen açıklamaya göre, yediemin sanığın hacizli malları satış yerine götürmemesi, teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilemeyecektir. Mahkemece, suçun maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2009/22957, K. 2011/25464, 28 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama