KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/23275 E., 2010/17359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Tehdit
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- İddianamede açıklanan eyleme göre, sanık hakkında sövme suçundan açılmış bulunan bir dava bulunmadığı gözetilmeden, hükümlülük kararı verilerek, CYY.nın 225. maddesine aykırı davranılması,
2- Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda sanığın katılanı tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, öfkenin suç kastını ortadan kaldırmayıp, tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı ve ayrıca iddia edilen "seni yaşatmayacağım, seni vuracağım" biçimindeki tehdit sözlerinin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu gözetilmeden "sanığın sözleri mağdur üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak nitelik içermeyip, tartışma sırasında fevren söylenen sözler olması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı" şeklindeki yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi,
3- Kabule göre de,
a-) Sanığın sövme olarak kabul edilen sözlerinin ne olduğunun kararda açıklanmaması,
b-) CYY'nın 253. maddesi uyarınca sanığın işlediği yakınmaya bağlı sövme suçunun uzlaşma kapsamında bulunması karşısında, anılan hükümler gereğince uzlaştırma uygulaması yapılması, uzlaştırma işleminin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda hükümden sonra yürürlüğe giren, 5560 sayılı Yasa ile değişik CYY'nın 231. maddesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ... düzenlemenin sanık hakkında uygulama olanağı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/23275, K. 2010/17359, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama