KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/28752 E., 2013/5075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hakaret, tehdit
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hapis cezasının yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunmamış ise de, bu hususun infazda nazara alınması mümkün görülmüştür.
Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Sanığın, bir adet kısa mesajla katılanı tehdit ettiği kabul edildiği halde zincirleme suç nedeniyle cezanın artırılması ve hakaret suçundan kurulan hükümde, zincirleme suça ilişkin artırım yapılırken de CMK'nın 232/6. maddesine aykırı olarak uygulanan kanun maddesinin yazılmaması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak,
a-Hüküm fıkrasından, tehdit suçuna ilişkin cezanın zincirleme suç nedeniyle artırımına ilişkin kısmın çıkarılması,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/28752, K. 2013/5075, 25 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama