KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/4706 E., 2010/5140 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2010
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Görevi savsama suçundan şüpheli Avukat ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2006 tarihli ve 2006/752-545 ... kararının Adalet Bakanlığınca 16.02 .2010 gün ve 9446 ... yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2008 gün ve 95367 ... tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, Adalet Bakanlığınca Avukat ...'in, müşteki ... ...'nun vekilliğini üstlendiği hâlde söz konusu vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği, bu cümleden olarak, müvekkili müştekinin bu yöndeki talimatına rağmen ... ... ve arkadaşları aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmadığı şeklindeki iddia ile ilgili olarak kovuşturma izni verildiği halde, iddianamede sehven, şüpheli avukatın dava açtığı ancak gereği gibi takip etmediğinin belirtildiği,
şüphelinin hakkında kovuşturma izni verilen eylemi nedeniyle mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin yargılamayı yapacak olan mahkemeye ait olması gerektiği gözetilmeden delil değerlendirmesi yapılmak sureliyle, yakınanın vekalet ücreti ödemesini yapmadığı ve masraf verdiğine dair kendisinin iddiasından başka bir belge bulunmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, şüpheli avukat hakkında, müvekkili yakınanın talimatına karşın ... ... ve arkadaşları aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmama eyleminden dolayı Adalet Bakanlığınca kovuşturma izni verildiği, ancak Cumhuriyet Başsavcılığının dava açılmasını isteyen belgesinde eylemin, açılan davaları takip etmemek olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Şüphelinin yakınan lehine tapu iptal ve tescil davası açmadığı sabittir.
Yakınan vekaletname ve aralarında yaptıkları yazılı anlaşma gereği bu davayı açması konusunda şüpheliye talimat verdiğini belirtmiştir. Dairemizin 12.11.2008 tarihli geri gönderme kararında belirtilen eksik belgelerden yazılı anlaşma yakınandan elde edilememiştir.
Yakınan ve müteahhit firma yetkilisi arasında imzalanan ve 18.12.2002 tarihli önceki protokolü geçersiz kılan 25.08.2004 tarihli protokol hükümleri gereğince firmaya yüklenen edimin (oturma ruhsatı alınmış dairelerin tapuda devrinin) yerine getirilme tarihi 15.1.2005'tir. Aynı tarihli başka bir anlaşma belgesinde taratlar karşılıklı olarak icra takibi ve menfi tespit davasından feragat etmişlerdir.
25.08.2004 tarihli diğer bir belgede ise yakınan şüpheli avukatına son protokol hükümleri gereğince feragat ettiği icra takibiyle ilgili işlemleri yapması için talimat vermiş ve bu dosyayla ilgili tüm avukatlık ücretleri ile masrafları şüpheli avukata ödeme konusunda taahhütte bulunmuştur. Yakınan 28.07.2006 tarihli savcılık ifadesinde, söz konusu taahhüt belgesini doğrulamış ve şüpheli avukatın senedini vermesi durumunda hakkındaki şikayetinden vazgeçeceğini bildirmiştir.
Böylece yakınan dolaylı da olsa şüpheli avukat hakkındaki şikayetini senetle ilgili işlemle sınırlandırmıştır. Dosyada bulunan belgeler ve beyanlar dikkate alındığında, yakınan tarafından, şüpheli avukata tapu iptali ve tescil davası açması için bir talimat ve dava masrafı parası verilmediği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki 25.08.2004 tarihli protokol hükümleri uyarınca müteahhit firmanın edimini yerine getirmesi için kendisine tanınan süre dolmadan dava açılması da söz konusu olamayacaktır. Şüpheli ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılması (son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi) için yeterli şüphe bulunmadığı görülmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka uygun olduğunda kuşku yoktur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/4706, K. 2010/5140, 24 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama