KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/8437 E., 2012/6720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Tehdit
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi. saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; yukarıda yapılan bu açıklamalara aykırı olarak sanığın mağdura söylediği "bir kurşun sana, bir kurşun da kendime sıkarım, seni kimseye yar etmem" biçimindeki sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte olduğu gözetilmeden, sözlerin seven bir genç insanın fevri tepkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği, sözlerinin sevdiği genç kız üzerinde korku yaratıcı bir etki doğurmayacağı, sevgisinin böyüklüğünü anlatmak için seçtiği ifadeler olduğu kanısına varılmakla biçimindeki yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/8437, K. 2012/6720, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama