KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2011/13316 E., 2011/12163 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Yedieminliği suistimal suçundan sanık ... 'ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 276/2, 59, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 825,00 Türk lirası ve 367,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli ve 2006/405 esas, 2009/1113 sayılı kararına yönelik temyiz talebinin reddine ilişkin, aynı Mahkemenin 05/03/2010 tarihli ve 2006/405 esas, 2009/1113 sayılı ek kararının Adalet Bakanlığınca 25.04.2011 gün ve 2011/21663 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2011 gün ve 2011/188579 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “647 sayılı Kanun'un 4. maddesi uygulanmak suretiyle tayin edilen sonuç adlî para cezasının miktarına bakılmaksızın, anılan maddede yer alan "Bu hükmün uygulanması kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez." seklindeki düzenleme uyarınca söz konusu karar temyize tâbi olduğu hâlde kesin olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Y.C.G.K.'nun 13.12.2005 tarih ve 2005/134-163 sayılı kararında "Sanık hakkında hükmolunan, 567 Yeni Türk Lirası adli para cezası miktar itibariyle, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesi uyarınca kesin ise de, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2005 gün ve 140/143 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, kesinlik sınırını başkaca hiçbir hak kısıtlaması sonucunu doğurmayan,
para cezasına ilişkin veya para cezası öngörülmüş hükümlerle sınırlı olarak yorumlamanın yasanın ruhuna ve uluslararası sözleşmelerle getirilen ilkelere daha uygun olacağı diğer yönden, 5252 sayılı Yasanın, "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki, "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." hükmü uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe Yasa olması nedeniyle sanık hakkında uygulanan 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde açıkça.
"Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir.
Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez." hükmüne yer verilmiş bulunması, sanık hakkında hükmolunan sonuç (……..) Yeni Türk Lirası adli para cezasının, 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca günlüğü 9 Yeni Türk Lirasından adli para cezasına çevrilen 3 ay hapis cezasından kaynaklandığının anlaşılması karşısında, hükmün temyiz yeteneğinin bulunduğu kabul edilerek diğer uyuşmazlık konularının incelenmesine geçilmiştir………………….." biçiminde bir açıklamaya yer verilerek para cezası içeren mahkumiyetlerden hangilerinin temyizinin olanaklı olduğu açıklığa kavuşturulmuştur.
İncelenen dosyada, mahkeme hüküm fıkrasında mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olduğunu belirtmesine karşın sanık müdafii karar aleyhine yasal süresinde temyiz yasa yoluna başvurmuştur. Yukarıdaki paragrafta yer alan Y.C.G.K. kararına göre 765 sayılı T.C.Y.'nın 276/2, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4 maddeleri gereğince hapisten çevrilmiş ve toplam miktarı 2.000 TL'nı aşmayan adli para cezasını içeren mahkumiyet hükmünün temyizinin olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece sanık müdafiinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/13316, K. 2011/12163, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama