KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2011/13524 E., 2011/17457 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2011
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Görevi kötüye kullanma suçundan sanık ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2009 tarihli ve 2009/175 esas, 2009/144 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 02.05.2011 gün ve 24410 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2011 gün ve 192280 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “ Dosya kapsamına göre, ... Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, müşteki ...'ın eşi ...'ın vekilliğini ... 5. Noterliğince düzenlenen 12/12/2005 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletname uyarınca üstlendiği halde, ilgili davayı açmadığı gibi, şikayetçiye dava açtığı izlenimi vermek için ihtiyati haciz isteyen ...
Gıda Kimya ve Tarım Ürünleri vekili sıfatıyla takip ettiği Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/62 değişik iş sayılı dosyasına ait 15/11/2006 tarihli tahsilat makbuzu üzerine "Didim, harç" kelimelerini ekleyip, tarihini 15/12/2006 olarak değiştirmek suretiyle müştekiye ibraz ettiği yönündeki iddialar karşısında, mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü; 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 62. maddesinde "Bu Kanun ve diğer Kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, Türk Ceza Kanununun 257' nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır." hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, şüpheli avukatın, vekaletini üstlendiği yakınanın İş Mahkemesine açmasını istediği davayı açmadığı halde, açılmış izlenimini vermek amacıyla Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 2006/62 D.İş sayılı dosyasına teminat olarak yatırdığı paraya ait makbuz üzerine "Didim ve harç" kelimeleri ekleyip tarihini de değiştirerek yakınana vermek suretiyle görevini kötüye kullandığı iddia edilmektedir.
Yakınan şüpheli avukata belirtilen davayı açması için gerekli parayı verdiğini, avukatın istediği davayı açmadığını, verdiği makbuzun üzerindeki dosya numarasına göre yaptığı araştırma sonucunda herhangi bir dava açılmadığını belirlediğini ileri sürmüştür.
Şüpheli avukat ise 02.02.2009 ve 06.05.2009 tarihli savunma dilekçelerinde yakınanın kendisine sormadan vekaletname çıkardığını, yakınanla iş mahkemesine açılacak dava konusunu görüştüğünü, dava harç ve masrafıyla ilgili bir hesap yaptığını ancak yakınanın kendisine herhangi bir para vermediğini, dava açmadan önce müvekkilleriyle her hususta anlaştıklarını kanıtlayan bir yetki belgesi ve avukatlık sözleşmesi bulunmadığını ve bu nedenle dava açmadığını, yakınan tarafından verilen makbuz üzerindeki eklemeler ve değişiklikleri kendisinin yapmadığını, yapılan bu sahtecilikle ilgili olarak suç duyurusunda bulunacağını belirtmiştir.
Yakınanın iddiası, ...
1. Noterliğince düzenlenen 06.12.2006 tarihli vekaletname, yakınan tarafından sunulan ve arkasında şüpheli avukatın yaptığı harç ve masraf hesabı ile imzasının bulunduğu makbuz fotokopisi, Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 18.04.2008 tarihli yanıt yazısı ve şüphelinin yakınan ile açılacak dava konusunu görüştüğüne dair savunmasının, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 170/2 maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi (iddianame düzenlenebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır.
Şüphelinin eyleminin, görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, leh ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/13524, K. 2011/17457, 12 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama