İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Ceza Dairesi

YARGITAY · 4. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/2008 K.2013/8641

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Esas2011/2008Karar2013/8641Tarih27 Mart 2013Okuma6 dk · 1.287 kelime

KÜNYE

4. Ceza Dairesi 2011/2008 E., 2013/8641 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Mart 2013
Mahkemesi
Sulh Ceza Mahkemesi
Suçlar
Tehdit, hakaret
Hüküm
Mahkumiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.287 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanığın, müteahhit olan oğlunun, katılanlara yapmış olduğu binaya ilişkin proje eksikliğinden kaynaklanan ihtilafları nedeniyle, aynı olay kapsamında, birlikte olan katılanlara yönelttiği sözlerin, TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme şekilde hakaret ve tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, yüklenen suçlardan ayrı ayrı cezalara hükmedilmesi,

2-CMK'nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması karşısında, sabıkası bulunmayan sanığa yükletilen hakaret ve tehdit suçlarının mağdurlarının, ne şekilde maddi nitelikte zararları olduğu açıklanarak, sanığın hukuksal durumunun, maddedeki yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine, "Sanığın, meydana gelen zararın karşılanması hususunda dosyaya yansıyan bir girişiminin bulunmaması ve müştekilerin şikayetçi olmaları” şeklindeki kanuni olmayan gerekçelerle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/03/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İki farklı mağdura yönelik ve farklı sözlerle hakaret ve tehdit nedeniyle TCK’nın 43'ncü maddesinin mi, yoksa mağdur sayısınca suç mu kabul edileceği hususu tartışması:

765 sayılı TCK’nın 80'nci maddesindeki düzenleme, “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır” biçimindeydi.

5237 sayılı TCK’nın konuya ilişkin 43'ncü maddesindeki düzenleme ise, “(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.

(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz” biçimindedir.

Görüldüğü gibi, iki düzenleme arasındaki farklardan, konumuzla ilgili olanı, 765 sayılı TCK’nın 80'nci maddesinde, “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır”; 5237 sayılı TCK’nın 43/1'nci maddesindeki düzenlemede ise, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır” şeklindedir.

Yani, önceki yasada, “bir suç işleme kararı”; yeni yasada, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” aranmaktadır.

Görüldüğü gibi, yeni yasadaki düzenlemede, “bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi”ne yer verilmiştir. Yani, yeni düzenlemede mağdura vurgu yapılmıştır. Ancak yeni yasada, öncekinden farklı olarak, birden çok mağdura karşı zincirleme suçtan söz edilebilmesi, “tek fiille işlenmiş” olma kaydına bağlanmıştır. Buna göre, “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” (m.43/2) biçiminde düzenlenmiştir.

Dolayısıyla, yeni düzenleme, eski yasada yer alan ve birden çok mağdura yönelik “bir suç işleme kararı” kavramının birden çok mağdura yönelik olabileceği yönünde ve farklı görüşleri sonlandırmıştır. Çünkü, 765 sayılı TCK'nın 80'nci maddesindeki, “mağdura” vurgu yapmadan, “bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün Birkaç defa ihlal edilmesi”nden söz edilmekteydi. Bu nedenle, eski 80'nci maddedeki bu düzenlemenin “mağdurların menfaatlerini korumak maksadile hareket edilmediği” kabul edilmekteydi (Erem, 1966, s.680). Ancak, eski yasanın 80'nci maddesindeki bu açık düzenlemeye karşın, yine de “mağdur sayısını” dikkate alan yorumlar yapılmaktaydı (Antolisei, s.366; Dönmezer-Erman, C.I, s.418; Tosun, s.15-16; aktaran, Alacakaptan, Suçun Unsurları, 1975, s.57).

Yeni düzenleme, birden çok mağdura karşı işlenen suçlar bakımından zincirleme suçtan söz edilebilmesinde tek ölçü getirmiştir: “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi”. Yasa koyucu kimi suçlar bakımından zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağına da yer vererek, zincirleme suçun uygulanma alanını iyice belirginleştirmiştir.

Ayrıca yeni düzenlemede, eski düzenlemede olduğu gibi, yasa hükmünün ihlali değil, kişi ön plana çıkarılmıştır. Kuşkusuz yeni düzenlemede de yasa hükmünün ihlaline yer verilmiş olmakla beraber, asıl vurgu mağdura yapılmıştır. Örneğin, “bir suç işleme kararı”, “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” kavramları, suçun işlenmesinden söz ederek, bir yasa hükmünün ihlalini ifade etmekle beraber, “bir kişiye karşı” demek suretiyle, mağduru esas almıştır. Bir başka deyişle, eski yasada mağdur veya mağdurlar ayrımı yapılmamışken, yeni düzenlemede, belirginlik kazandırmak için mağdura vurgu yapılmıştır. Birinci fıkrada mağdura vurgu bu şekilde yapıldığı gibi, “tek fiille” birden fazla kişiye karşı işlenmesi de zincirleme suç olarak kabul edilmiştir.

Bu düzenlemeler gösteriyor ki, nedeni ne olursa olsun, farklı mağdurlara karşı gerçekleştirilen ayrı ayrı eylemlerde farklı sorumluluk esastır.

Diğer yandan, bir suç işleme kararının icrası kapsamında kavramı, iki farklı kişiye yönelik ayrı işlenen suçları içermemektedir. Bir diğer söyleyişle, bir suç işleme kararı, failin her bir mağdura karşı suç işleme kararını ifade etmez. Bir suç işleme kararı, maddenin 2 nci fıkrasındaki “tek fiille işleme” hariç, bir mağdura karşı suç işleme kararını ifade etmektedir.

Kaldı ki, 1 nci fıkrada açıkça, “bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suçtan söz edileceği kabul edilmektedir.

Maddede, failin suç işleme kastının birden fazla kişiye yönelik alınmış bir karar veya aynı olayın etkisiyle, birden fazla kişiye karşı birden fazla ve farklı fiillerin gerçekleştirilmesi halinde zincirleme suç hükmünün uygulanacağı açıkça düzenlenmediği gibi, 2 nci fıkradaki düzenleme nedeniyle de zincirleme suç hükmünün uygulanması biçiminde yoruma elverişlilik de söz konusu değildir.

Nitekim maddede, “mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” (m.43/1, son cümle) denilmek suretiyle de, mağdura vurgu yapılmış olduğundan, somut olayımızdaki, mağdurları belli kişilerle ilgili olarak, 2 nci fıkradaki koşullar yoksa zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı kabul edilmiştir.

TCY’nın sisteminde, mağdurlar arasında bağlantıya 43/2 nci maddedeki istisna hariç, müşterek değerlendirmeye yer verilmemiştir. Örneğin, şikayete tabi suçlar bakımından, “yetkili kimsenin şikayetinden” (m.73/1); şikayet hakkı olanın fiili ve failin kim olduğunu öğrenmeden itibaren altı aylık süre içerisinde şikayet hakkı bulunduğuna (m.73/2); “şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez” (m.73/3).

“Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez” (m.73/6) ve “Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz” (m.73/7) düzenlemelerinde, eşler için ayrım getirilmeyip, “mağdur” esas alınmıştır. Yani, mağdurların her birinin ayrı kişilikleri ve hakları vardır.

Her bir mağdurun farklı haklara sahip olması karşısında, tehdit ve hakaret suçundan hissedilenler farklıdır. Eğer iki mağdura karşı bir tek fiille suç işlenmiş olsaydı, 43/2 nci maddedeki düzenlemeden hareketle zincirleme suçtan söz edilebilirdi.

Sanığın her iki mağdura aynı nedenden kızgınlığı, her birine farklı fiillerle hakaret ve tehditte bulunmasını zincirleme suç kapsamında değerlendirmeye yetmez. Böyle bir kabul, 43/2 nci maddedeki düzenleme çerçevesinde olmadığı için, mağdurların kişilik hakları aleyhine bir yorum olarak karşımıza çıkar. Bu yorum biçimi, yasa koyucunun açıkça düzenleme getirmediği ve tam tersine farklı mağdurlara karşı farklı fiillerden farklı sorumluluk öngören düzenlemesinin aşılması sonucunu doğurur.

Özetle, hüküm mahkemesinin, her bir mağdura yönelik hakaret ve tehditle ilgili olarak mağdur sayısınca ceza verileceğine ilişkin görüşü yerinde olduğundan, yüksek çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

KARŞI OY

Olay sırasında sanık ...'ın komşusunun balkonunda bulunduğu, katılanlar yoldan geçerken önce katılan ... ile tartıştığı, ona karşı anılan hakaret ve tehdit içeren sözler sarfettiği, daha sonra eşi diğer katılan ...'a karşı benzer hakaret ve tehdit içeren sözler söylediği, olayın kabulünün de bu şekilde oluştuğu anlaşılmaktadır. Sanığın her iki katılana karşı eylemlerini "aynı suç işleme kararının icrası kapsamında"olmadığı "tek bir fiille" işlenmediği, dolayısıyla her iki katılana karşı eylemleri nedeniyle ayrı ayrı hüküm kurulmasının isabetli olduğu kanaati ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/2008, K. 2013/8641, 27 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2011/2008
Karar No
2013/8641
Tarih
27 Mart 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/2034 K.2013/7877
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2011/2035 K.2013/4470
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/2039 K.2013/4406
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/2100 K.2013/4317
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/2111 K.2013/2549
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/2179 K.2013/4313

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.