KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2011/219 E., 2011/4096 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hakaret, tehdit
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre gerekçeli kararın tebliğ edildiği son adreste sanığa hiç tebligat yapılmamış olması, tebliğ memurunun sanığın adresini araştırmaması ve celse arasında sanığın bildirdiği işyeri adresine de tebliğ olanağı varken, sanığa 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olması karşısında, sanığın temyiz başvurusunun öğrenme tarihinden itibaren süresinde yapıldığı ve kesinleştirme işleminin usulüne uygun olmadığı kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz süresinin geçmesi nedeniyle Yerel Mahkemenin sanığın temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz anılan gerekçeyle yerinde görüldüğünden, RED KARARININ KALDIRILMASI suretiyle işin esasına geçildi.
1- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe; sanığa yükletilen tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu.
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108. maddesinde denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı düşünülerek, mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY.nın 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde bulunmuş, ancak bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin belirlenmesine ilişkin bölümün hükümlerden çıkartılmasına biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CYY.nın 322.maddesi uyarınca davanın esasına,
2- Sanık hakkında katılan ...'e yönelik hakaret suçuna yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçunun 5271 sayılı CYY.nın 253. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olması karşısında, anılan Yasanın 253, 254. maddeleri gereğince uzlaştırmaya ilişkin hükümlerin uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi zorunluluğuna uyulmaması,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/219, K. 2011/4096, 29 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama