KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2012/14037 E., 2013/33263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hakaret, yaralama
- Hüküm
- Mahkumiyet, beraat
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanığa yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
2- Hakaret suçundan verilen beraat kararına yönelik vekalet ücretiyle sınırlandırılmış temyiz talebi yönünden ise;
Sanık hakkında yargılandığı aynı davada bir suçtan beraat, diğer suçtan mahkumiyet kararı verilmiş olması karşısında, beraat kararı verilmesi nedeniyle ayrıca vekalet ücreti verilmemesinin de usul ve Kanuna uygun olduğu,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 23/12/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında aynı mağdura yönelik olarak yaralama ve hakaret suçlarından açılan davada; yaralama suçundan mahkumiyet, hakaret suçundan beraat kararı verilmiştir.
Sanık müdafii, beraat kararı bakımından sanık yararına vekalet ücretine hükmolunmaması noktasından da kararı temyiz etmiştir.
Sanığın aynı müdafii ile iki ayrı suçtan temsil edilmesi ve birinden mahkumiyet, diğerinden beraat kararı verilmesi, mahkumiyet hükmünün varlığından dolayı, beraat ettiği suçtan dolayı ücreti vekalet hakkı olmayacağına ilişkin açık yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Diğer yandan, sanığın mahkum olduğu suçla ilgili olarak sanık aleyhine, katılan yararına vekalet ücretine karar verilmesine göre; beraat edilen suçla ilgili olarak da, sanık yararına vekalet ücretine karar verilmesi adalet ilkesi gereğidir. Çünkü, aynı dosyada, farklı suçlarla ilgili olarak farklı emek sarfeden sanık müdafiinin, bu emeğinin karşılığı olarak beraatle ilgili hüküm bakımından vekalet ücreti hakkı doğmalıdır.
Kamu adına açılan dava dolayısıyla sanığın kendisini vekille temsil etme zorunluluğu doğmuş ve müdafi ile aralarında vekalet ücreti sözleşmesi yapmış olması karşısında, müdafiin işi ücretsiz yapması karinesinden söz edilemeyeceğinden, beraat edilen suçtan sanık lehine vekalet ücretine hükmolunmaması, genel ilkeyle çelişir. Çünkü, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 324 vd. maddelerinde yargılama giderlerine ilişkin ilkelere yer verilmiştir.
Söz konusu CYY’nın “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327 nci maddesinin 1 nci fıkrasında, “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir”; 2 nci fıkrasında ise, “Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, “ceza davalarında ücret” başlıklı 13 ncü maddesinin son fıkrasındaki düzenlemeye göre de, “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir”.
Bu düzenlemeler göstermektedir ki, kural olarak, sanık, vekille temsil edilmiş olmak kaydıyla, hakkında açılan dava nedeniyle beraat etmesi halinde vekalet ücretini hak kazanır. Yasa koyucu, bir dava dosyasında birden fazla suçtan yargılanma halinde birinden mahkumiyet halinde, beraat edilen suç bakımından vekalet ücretine hak kazanılamayacağı yönünde açık bir düzenlemeye yer vermemiştir.
Yasa ve Ücret sözleşmesine göre doğmuş olan hakkın, yorum yoluyla etkisiz kılınması hukukun genel ilkelerine uygunluğundan söz edilemez. Hakka istisna getirilmeyip, tam tersine ayrımsız, beraat eden kimsenin vekalet ücretinin verilmesi gerektiğinin kabul edilmesi karşısında, uygulamayla istisnaya yer verilmesi söz konusu olmaz.
Yasa koyucu, dava açılmasında dikkatli olunması ve yetersiz delillerle dava açılmamasını; açılmış davadan beraat edilmesi halinde de, dava nedeniyle avukat tutmak zorunda kalan sanık lehine vekalet ücretine hükmolunmasını kabul ederek, insan haklarının korunmasına azami özenin gösterilmesini hedeflemiştir.
Kaldı ki,birbirinden faklı eylemlerden açılan dava dosyasında sanık müdafiinin aynı emeği harcadığından da söz edilemez. Veya, birden fazla suçlamada tutulan avukat ile, bir suç nedeniyle tutulan avukata aynı ücretin verilmesi de sosyal hayatın gerçeklerine uygun düşmez.
Diğer yandan, birden fazla suçlama nedeniyle avukat tutulmasında, sanığın, aslında beraat ettiği suçlama söz konusu olmasaydı belki avukat tutmayı bile düşünmeyebileceği de söz konusu olabilir. Yani, beraat edilen suç için avukat tutan bir kimse, bu suçtan beraat ettiği halde, aynı vekaletnameyle takip ettiği suçlamalardan birinden mahkum olduğunda, vekalet ücreti hakkından mahrum olacaktır.
Bu nedenlerle, yüksek çoğunluğun hakaret suçuyla ilgili (2) nolu onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/14037, K. 2013/33263, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama