İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Ceza Dairesi

YARGITAY · 4. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28186 K.2013/19834

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 07/03/2008 tarih ve 2005/864 esas, 2008/94 karar sayılı hükmün mağdur ... tarafından temyizi üzerine,

Esas2012/28186Karar2013/19834Tarih20 Haziran 2013Okuma6 dk · 1.240 kelime

KÜNYE

4. Ceza Dairesi 2012/28186 E., 2013/19834 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Haziran 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.240 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 07/03/2008 tarih ve 2005/864 esas, 2008/94 karar sayılı hükmün mağdur ... tarafından temyizi üzerine,

Dairemizin 28.02.2012 tarih ve 2010/18809 esas, 2012/4004 sayılı kararıyla;

"2) Sanık ...'ın yakınan ...'u tehdit suçuna ilişkin hükme yönelik temyize gelince

a-) 13/10/2006 tarihli duruşmada mahkemece hakları hatırlatılan yakınan, şikayetinin devam ettiğini bildirmiş olması karşısında, CYY 238/2 maddesi uyarınca davaya katılıp katılmayacağı sorularak bu husustaki isteği tutanağa geçirilip katılma konusunda karar verilmeden davanın neticelendirilmesi;

b-) Kabule göre de

Tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılmaz.

Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi saikin de önemi yoktur.

Kavga ve tartışma sırasında haksız fiilin meydana getirdiği şiddetli öfke elem ve gazap iradeyi etkileyerek kusur yeteneğinde oluşturduğu azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilir ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve sucun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.

Bu açıklamaların ışığı altında sanığın elinde kesici aletle yakınanın üzerine yürüyüp tehdit ettiğinin oluşa uygun kabulü karşısında, sonuç almaya objektif olarak uygun ve elverişli olan bu sözler muhataba iletilmekle kişinin ruh dinginliğinin bozulduğu, tehdit suçunun gerçekleştiği gözetilmeden, sanığın yaşlı olması, yakınanın onu muhatap almadığı dolayısıyla tehditte ciddiyet unsurunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek beraat kararı verilmesi;

Bozmayı gerektirmiş ve yakınan ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA,'' karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/04/2012 gün ve 2008/240720 sayılı yazısı ile;

“Ceza muhakemesinde muhakeme işlemlerinin ilgililere bildirilmesi gerekli ve hatta zorunludur. Tali bir mahiyet arz eden bildirme, ilgilinin öğrenmesini sağladığı için lehte olan bir işlem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Daha önceden başka bir şekilde muhakeme işleminin öğrenilmesi,aleyhe sonuç doğurmaz.Öğretide Kunter-Yenisey'e göre, uygulamada bildirim yerine tebliğ denilmesi isabetli değildir.Zira tebliğ, bildirimin sadece vasıtalı yapılanın adıdır.(Nurullah Kunter-Feridun Yenisey, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 12.B.,C.l,s.475). Bildirimde temel ilke,

./..

-2-

özellikle ceza muhakemesi hukukunda, ilgilinin bildirilmek isteneni gerçekten öğrenmesidir. Burada temel sonuçlardan biriside ,belli işlemlerin yapılması için konulmuş olan sürelerin başlatılmasıdır. Temyiz süresinin başlamasının saptanmasında, bildirimin hangi işlem için,nasıl ve kime yapılacağının tayin ve tespiti önem arzetmektedir. Ancak bunu sağlamak her zaman mümkün olmadığından,başka çarelere de başvurulabilmektedir. Bunlar; a)Bilinen adrese bildirme(Tebligat K.m. 16) veya b)İlan suretiyle bildirme olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkabilmektedir.

Tebliğ; yazılı olarak vasıtalılık eden şahıs tarafından ilgiliye veya onun yerine tebligatı kabul edecek kimseye belgenin usulü dairesinde bildirilmesidir. Tarafların yokluklarında yapılan soruşturma veya kovuşturma işlemlerinde uygulanacak "Taban Kurallar(Regle minimales)”, Avrupa Konseyi tarafından kabul olunmuştur. (R-21/5/1975). Buna göre, yokluğunda yargılanan kişi, son karara karşı hazır bulunması halinde, kendisine açık olan bütün yasa yollarına başvurabilecektir.

Her kararın ilgilisine bildirilmesi, muhakeme hukukunun temel esaslarındandır. Hiç bir hak arama imkânı olmazsa, karar lehine olsa bile durumunu öğrenmek ilgilinin hakkıdır. İlgiliye yapılan tebliğler, ilgilinin yasa ve usul hükümlerine müsteniden yapılan tebliğ işlemini öğrendiği karinesine dayanır. Şekli hakikatle ilgilenmeyen ceza muhakemesindeki bütün karineler gibi, mağdur veya sanığın tebliğ işleminden haberdar olup olmadığı çürütülmelidir.

Hatta taban kurallara ters düşülmemesi için zorunludur. Bu nedenle, "yapılan işlemden kusuru olamadan haberdar olmamak" CMK’nın 40/1.maddesinde eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.

Muhakeme işlemlerinin şekil şartlarından birisi de süre(mehil,delai)dir. Temyiz kanun yoluna başvurmada aranan bir haftalık süre(CMUK m. 310/1) ve yedi günlük süre(CMK m.291/1), kanun koyucunun belirlediği ''kanuni bir süre"dir.Temyiz kanun yolunda süre "gün" ile belirlendiğinden, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar(CMK m.39/1).

Burada önemli olan husus, ceza muhakemesi sujelerince süreye riayet edilip edilmemesidir. Süreye riayet edilmemesi, işlemin süresi içerisinde yapılıp yapılmaması demektir. İşlemin yapılması da, yasanın geçerlilik için aradığı şekil ve şartlar dairesinde yapılması demektir. Bir işlemin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığını bilmek için her şeyden evvel o işlemin kimin tarafından yapıldığına bakılmalıdır. Çünkü işlemin yapılması sujelere göre değişiklik gösterebilir. Bunun nedeni de süreyi başlatacak olan olayın sujelere göre farklı olabilmesidir. Bunun en açık göstergesi işlemlerin ilgiye bildirilmesidir. Nitekim Temyiz kanun yolunda başvuru süresi, son kararın ilgiliye tefhim veya tebliğ ile başlar.

CMK'nun 260/1. maddesinde yasa yollarına başvurma hakkı olanlar sayılmak suretiyle. "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır..." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda.

Hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru usulüne yönelik olarak ; "... talebe uygun, ...7 gün içinde...Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." şeklinde hüküm kurularak, hazırda bulunmayan mağdura karar, tebliğe çıkartılarak 29/05/2008 tarihinde mağdur tarafından tebellüğ edilmiş, ancak mağdur hükmü 09/06/2008 tarihinde yasal süresi geçtikten sonra hükmü temyiz etmiştir.

Öte yandan; hükmün son kısmında yer alan yasa yolu açıklamasında, "temyiz süresinin" tefhimde hazır bulunmayan mağdur açısından "tebliğden" itibaren başlayacağı şeklinde bir ifadeye yer verilmemişse de; hükümde "tefhim veya tebliğ" gibi yanlış anlamaya neden olacak ifadelere yer verilmemiş ve dolayısı ile yasa yolu süresinin ne zaman başlayacağı konusunda mağdurun yanıltılmamış olduğu görülmektedir. Esasen, yanıltıcı tarzdaki yasa yolu açıklaması düzeltilmedikçe ve düzeltilmiş şekliyle ilgiliye tebliğ edilmedikçe hüküm kesinleşemeyeceğinden, 5271 sayılı CMK.nın 35. maddesi kapsamında geçerli bir bildirimde bulunulduğundan söz edilemez. ./..

-3-

Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 232/6 maddelerine göre, karar ve hükümlerde, kanun yolunun türü, mercii, süresi ve başvuru şeklinin gösterilmesi zorunludur. Ancak hemen belirtelim ki gerek Anayasada ve gerekse CMK nun 34/2. Maddesinde, kararlarda başvuru süresinin nasıl başlayacağının sarih bir biçimde belirtilmesine yönelik bağlayıcı ve emredici bir norm yoktur. Buradaki temel ilke "başvuru süresi"nin belirtilmesidir. Yoksa ayrıca sürenin tebliğden itibaren başlayacağının tasrih edilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim yasa koyucu, CMK'nun 39/1.maddesinde temel ilkeyi gün ile belirlenen sürelerde tebligatın usulüne uygun olarak yapılması olarak kabul etmiş ve bunun nasıl işleyeceğini de yine aynı maddede ertesi gün olarak açıkça hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, karar, mağdurun yokluğunda verilmiştir. Kararda, kanun yoluna başvuru şekli belirtildiği gibi, başvuru süresi 7 gün olarak açıklanmış, bu suretle yasa yoluna başvuru süresinin başlangıcı konusunda mağdur yanıltılmamıştır.

5271 sayılı CMK'nın zorunlu tebligata ve yasa yollarına başvuruya ilişkin hükümleri, 1412 sayılı CMUK'nun halen geçerliliğini koruyan temyize ilişkin hükümleri, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesi ve buna bağlı Tüzükle, Rehber'de yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde;Temyiz süresi 7 gündür ve bu süre hükmün tebliğinden itibaren başlar(CMK .m.

291,34/2 ,39/l).Başvuru süresi hak düşürücü bir süredir ve kusursuz geçirilmesi halinde,eski hale getirme dışında başka bir yönteme başvurulması mümkün değildir.(Bahri Oztürk-M. Ruhan Erdem,Ceza Muhakemesi Hukuku, 1 l.B.,s.896).Bu nedenledir ki,ancak, usulüne uygun ve süresi içinde olmak koşulu ile, yapılan temyiz yasa yolu başvuruları;hukuk normlarının istikrarlı aynı biçimde yorumlanması ve tatbikini sağlama amacına hizmet edebilecektir.

Yargıtay 4.Ceza Dairesinin Bozma kararının kaldırılarak temyiz talebinin REDDİNE karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.'' isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,

Dairemizce sanık ... hakkında verilen 28.02.2012 tarih ve 2010/18809 esas, 2012/4004 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

Mağdur ...’un 29.05.2008 tarihinde tebliğ edilen kararı, yasal 7 günlük süreden sonra 09.06.2008 tarihinde temyiz ettiği, böylece Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarih ve 2011/6-386- 2012/99 sayılı kararı da gözetilerek, temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca mağdur ...’un tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, Dairemizin önceki kararında yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

...

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/28186, K. 2013/19834, 20 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- İtiraz Nedenleri
  4. Iı- Karar
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/28186
Karar No
2013/19834
Tarih
20 Haziran 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/28188 K.2013/26500
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28189 K.2013/17810
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/28189 K.2013/15243
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/28191 K.2013/15149
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28192 K.2013/19835
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/28192 K.2013/15146

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.