KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2013/25036 E., 2014/8644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2014
Karar Metni
860 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Tehdit suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. cümle maddesi uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair,.... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2013 tarihli ve 2011/270 esas, 2013/34 sayılı kararının,... Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2013 gün ve 218077 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “ Dosya kapsamına göre;
1- Suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan 1 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Kayden 14/11/1995 doğumlu olan müşteki ...'nın suç tarihi olan 21/12/2010 tarihinde ve mahkeme huzurunda ifadesinin alındığı 07/09/2011 tarihli duruşmada 18 yaşından küçük olduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234/2. maddesi gereğince müştekiye zorunlu vekil tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay: Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda,... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2013 tarihli kararı ile, Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-ikinci cümlesi uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sosyal ve ekonomik durumu, kişiliği dikkate alınarak TCK’nın 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, yoklukta verilen kararın tebliğ edilerek temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında seçenek yaptırımların uygulanmamış olması nedeniyle Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı
Tehdit suçundan hükmolunan 1 ay hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 50/1. maddesinde belirtilen, seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan mağdureye zorunlu vekil tayin edilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun, “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesinin 1. fıkrasında " Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir."
2. fıkrasında "Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez."
3. fıkrasında ise "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir." hükümleri yer almaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “Mağdur ile şikayetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinin 2. fıkrasında da: “(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; Sanık ... hakkında, suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan müşteki ...’ya yönelik yaralama ve tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, 07.09.2011 tarihli celsede yaşı küçük mağdurun annesinin nezaretinde ifadesinin alındığı, soruşturma safhasında avukat atanmasına karşın, yargılama safhasında avukat tayin edilmeyerek, 17.01.2013 tarihli celsede sanığın yaralama suçundan 1 yıl 2 ay, basit tehdit suçundan ise 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın taraflara tebliğine karşın temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosyada yer alan nüfus kaydına göre müşteki ...’nın 14.11.1995 doğumlu olduğu ve ifadesinin alındığı 07.09.2011 tarihli celsede 18 yaşından küçük olması nedeniyle, kendisine vekil tayin edilmemesi CMK’nın 234/2. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Ancak inceleme tarihi itibariyle müştekinin 18 yaşını doldurmuş olması karşısında, bu hususun yeniden yargılama nedeni olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, sanık ...’ın suç tarihinden önce hapis cezasına mahkumiyetinin bulunmaması karşısında, basit tehdit suçundan hükmolunan 1 ay hapis cezasının, TCK'nın 50/3. maddesindeki amir hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/25036, K. 2014/8644, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama