KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2013/4167 E., 2014/15593 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2014
- Tebliğname No
- 4 - 2010/340319
- Mahkemesi
- İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesi
- Tarihi
- 04/02/2010
- Numarası
- 2008/455 (E) ve 2010/116 (K
- Suç
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suç tarihinde katılana ait GSM hattını, cep telefonundan 2 kez ve ev telefonundan 2 kez olmak üzere toplam 4 kez aradığı HTS raporundan anlaşılan sanık G.. S..'nin, önceden tanımadığı katılana ati telefonun, aralarında boşanma davası bulunan eşi tanık C.. S.. tarafından giderek artan sıklıklarla aranmasından şüphelenerek aradığı ve kendisine kim olduğunu sorduğuna dair savunmasının, katılan ve adı geçen tanık tarafından da doğrulanması karşısında, sanığın, katılanla eşi arasında bir ilişki olup olmadığını öğrenme amacına yönelik eylemini, TCK'nın 123. maddesindeki suça ilişkin özel kasıtla gerçekleştirmediği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de.
CMK'nın 5728 sayılı Kanunla değişik 231/5. maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir.
Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/02/2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/4167, K. 2014/15593, 7 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama