KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2014/24437 E., 2018/18373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Tehdit, yaralama
- Hükümler
- Beraat
- Tebliğnamedeki istek
- Bozma
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Sanığın, babası olan müşteki ...'e “seni öldürürüm, yaşatmam” şeklinde sözler söyledikten sonra müştekinin üzerine yürüdüğünün kabul edilmesi karşısında, tehdit kastıyla mı yoksa yaralama kastıyla mı hareket ettiği tartışılıp açıklandıktan ve hangi suçun unsurlarının oluşacağı belirlendikten sonra, tanık beyanları da yöntemince irdelenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yukarıdaki açıklamalara aykırı biçimde beraat hükümleri kurulması,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/24437, K. 2018/18373, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama