İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Ceza Dairesi

YARGITAY · 4. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2015/4671 K.2015/28648

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Esas2015/4671Karar2015/28648Tarih7 Mayıs 2015Okuma7 dk · 1.390 kelime

KÜNYE

4. Ceza Dairesi 2015/4671 E., 2015/28648 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Mayıs 2015
Tebliğname No
4 - 2014/45892
Mahkemesi
Sinop(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi
20/12/2013
Numarası
2013/514 (E) ve 2013/573 (K
Suç
Tehdit
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.390 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından sanık Ş.. G..'nün ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 07/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, denetim süresi içinde işlendiği iddia olunan yeni suç nedeniyle açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanmıştır.

CMK’nın 231/8. Maddesinde öngörülen beş yıllık denetim süresi içinde, aynı Maddenin 11. Fıkrasındaki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” Hükmü gereği önceki hükmün açıklanması yoluna gidilmiştir.

Bir kimsenin denetim üresinde suç işlediği, ancak bir mahkeme kararıyla verilen hükmün kesinleşmesi halinde söz konusu olabileceği düşüncesinde hem fikir olunduğundan, kişi hakkında ceza davasının açılmış olması yeni bir suç işlediğini göstermemekte ve önceki hükmün açıklanmasına yol açmamaktadır.

AİHS’nin 22.11.1984 tarihinde imzalanan İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 7 Numaralı Protokolün

"Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. Maddesinde,

"Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir.

Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle az önemli suçlar bakımından, ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatını müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." hükmüne yer verilmiştir.

AİHS’nin 6/1. maddesine göre "Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir"

Yine Sözleşmenin "Etkili başvuru hakkı" başlıklı 13. maddesi gereğince "Bu Sözleşme'de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir."

AİHM 27 Kasım 2012 Tarihli Bayar- Gürbüz/Türkiye 37569/06 Başvuru no’lu kararında, Türk hukukunda kesin olarak verilen mahkeme kararlarının mahkemeye erişim hakkını engellediği sonucuna vardığını belirtmektedir.

Bu karara göre AİHM "26. AİHM, başvuranların eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesinin 2. fıkrasına rağmen, temyiz yolunun açık olduğunu belirten 7 Nisan 2005 tarihli kararla (yukarıdaki 9. paragraf) başvuranların para cezası ödemeye mahkûm edildiklerini gözlemlemektedir. Başvuranlar, yasal olarak temyize başvurma haklarının bulunduğu kanısıyla temyize başvurmuşlardır. Ancak, Yargıtay, 29 Mart 2006 tarihli kararıyla eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesinin 2. fıkrası gereğince başvuranların temyiz başvurusunu reddetmiştir.

37.Başvuranlar, Yargıtay tarafından temyiz başvurularının kabul edilemez olduğuna karar verilmesinden şikâyet etmektedirler. Bu kararın, Sözleşme'nin 6. ve 13. maddeleri bağlamında mahkemeye erişim haklarının ihlal edilmesine sebep olduğu kanaatindedirler.

38.Davaya ilişkin olay ve olguların hukuki nitelendirmesini yapmakla görevli olan AİHM (Guerra ve diğerleri v. İtalya, 19 Şubat 1998, § 44, kararların derlemesi 1998-1), yukarıda belirtilen olay ve olguların tamamını göz önünde bulundurduğunda, başvuranların AİHS'nin 6. maddesinde öngörülen mahkemeye erişim hakkı kapsamında savunulabilir bir şikâyet sundukları kanısına varmaktadır (bkz, özellikle, Brualla Gomez de la Torre v. İspanya, 19 Aralık 1997, § 33, Derleme, 1997-VII1). Bu maddenin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:

"Herkes davasının, (...) ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, (...) bir mahkeme tarafından (...) ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir."

40. AİHM, erişim hakkının bir unsuru olduğu "mahkeme hakkının" mutlak olmadığını ve özellikle de başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin koşullarda zımni olarak kabul edilen sınırlamalara tabi olabileceğini hatırlatmaktadır. Zira söz konusu bu hak, tabiatı gereği, bu konuda belirli bir takdir payı bulunan devlet tarafından bir düzenleme yapılmasını gerektirmektedir.

Ancak neticede yargılanabilir kişinin mahkemeye erişim hakkı, özüne halel getirecek düzeyde veya şekilde sınırlandırılamaz. Son olarak bu sınırlamalar, meşru bir amaç taşıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantı ilişkisi mevcut olduğu sürece, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafının gerekleriyle bağdaşmaktadır (bkz, diğerleri arasında, Levages Prestations Services v. Fransa, 23 Ekim 1996, § 40, Derleme, 1996-V).

41. Somut olayda, başvuranların temyiz başvurusuna ilişkin kabul edilemezlik kararı, 5219 sayılı Kanun ile 14 Temmuz 2004 tarihinde değiştirilen eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesine dayanarak verilmiştir.

46. Diğer yandan, AİHM, özellikle "belirlenen bir miktarın altında para cezası verilmesi halinde, öngörülen cezanın özellikleri dikkate alınmaksızın, yargılanabilir kişilerin temyize başvurma haklarına getirilen sınırlamanın ve dolayısıyla bu kişiler hakkında meydana gelebilecek zararlı sonuçların Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleriyle uyumlu olmadığı kanaatine varan” Türk Anayasa Mahkemesi tarafından Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesinin 2. fıkrasının eleştirildiğini gözlemlemektedir.

49. Yukarıda belirtilenler ışığında ve davanın özel durumu ile yargılamanın tamamı dikkate alındığında, AİHM, başvuranların mahkemeye erişim haklarına orantısız bir kısıtlama getirildiği ve dolayısıyla Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. paragrafının güvence altına aldığı mahkemeye erişim hakkının esas yönünden ihlal edildiği kanısına varmıştır.

Sonuç olarak, bu hüküm ihlal edilmiştir.”

Anayasanın 90/son maddesi hükmü gereğince "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır."

CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi ve kesin dahi olsa bir hükme dayanılarak açıklanması kanuna uygundur.

Ancak, bu uygulamanın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 305. maddesine ve 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. madde hükmüne göre verildikleri anda kesinleşmiş sayılan ve temyiz edilemeyen hükümlerin, (Yargıtay ya da İstinaf) kanun yolu denetimine ilişkin mahkemeye erişim hakkını Kanun gereği engelledikleri açıktır.

Anayasanın 90/4. maddesi gereğince, kanunlarla aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiği ilkesine aykırı olarak, kesin olarak verilen kararların, AİHS’nin 6. ve 13. maddelerine ve İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 7 Numaralı Protokolün 2. maddesine ve insan haklarına aykırı sonuçlar doğurduğundan söz etmeye bile gerek bulunmamaktadır.

Zira, kesin olarak verilen hükümlerde başvurulacak bir kanun yolu bulunmamakta, eğer sanık tarafından bir istek varsa ve bu istek Adalet Bakanlığı ya da Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından kabul edilirse, CMK'nın 309. veya 310. maddeleri uyarınca olağanüstü bir kanun yolu olan Kanun Yararına Bozma yoluna gidilebilecektir.

Ancak sanığın buradaki isteminin, Kanun yoluna başvurma hakkı bulunanların bu başvurunun yapılması ya da yapılmaması noktasındaki takdiri bakımından hiçbir önemi ve etkisi bulunmamaktadır.

Bununla beraber, verildiği anda kesinleşmiş olan, kesin bir karara dayanarak açıklanan bir hükmün infazı halinde, sonrasında Kanun yararına bozma yoluyla yapılan Yargıtay’ın olağanüstü kanun yolu denetiminde, iddia olunan kasıtlı suçun unsurlarının oluşmadığı veya kasıtlı bir suçun aslında trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma veya taksirle yaralama vb. gibi bir başka suçu oluşturduğu kanaatine varılırsa, sanığın açıklanması geri bırakılan hükümden sonra işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan da söz edilemeyecek ve önceki hüküm açıklanamayacaktır. Yine incelemenin beraatle sonuçlanması halinde önceki hükmün açıklanması yoluna gidilemeyecek, çünkü sanığın ikinci bir suç işlediğinden bahsedilemeyecektir.

Kesin olarak verilen hükümler dayanak yapılarak açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün açıklanması, sanık bakımından infaz edilmiş olma ve güvenlik tedbirlerinin uygulanması halinde iş kaybı, seçilme veya velayet hakkının kullanılması ya da kamu görevlisi olma hakkını kaybetme vb. türde geriye dönülmez sonuçlar doğurabileceğinden ve hak kayıplarına yol açabileceğinden hukuken yerinde değildir.

Bu tür bir uygulama görünüşte CMK'nın 231/11. maddesine uygun ise de, kişilerin cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına, diğer deyişle mahkemeye erişim hakkına engel oluşturduğundan, Anayasanın 90/4 maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1.,13.

Maddeleri ile İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 7 Numaralı Protokolün 2. maddesine, dolayısıyla insan haklarına aykırı olduğundan Dairemizin sayın çoğunluğunun, açıklanması CMK'nın 231/6. maddesi uyarınca geri bırakılan bir hükmün, denetim süresi içinde işlenmiş bir suç isnadı üzerine, kesin olarak verilmiş olsa dahi, bir başka mahkumiyet hükmü bulunması halinde açıklanması gerektiği yönündeki düşüncesine katılamıyorum.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2015/4671, K. 2015/28648, 7 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2015/4671
Karar No
2015/28648
Tarih
7 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2015/4671 K.2015/5174
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2015/4672 K.2015/10624
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2015/4672 K.2015/7167
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2015/4672 K.2015/14179
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2015/4672 K.2015/10343
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2015/4673 K.2015/14178

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.