KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2016/12006 E., 2016/12729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2016
Karar Metni
2.385 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Tehdit suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan yargılama sonunda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 05/02/2015 tarihli ve 170 sayılı kararıyla Küçükçekmece 1. ve 2. Çocuk Mahkemelerinin 25/02/2015 tarihinde faaliyete geçirildiği gerekçesiyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26. maddesi ile aynı Kanun'un geçici 1 ve 3. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Çocuk Mahkemesine gönderilmesine dair, Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2015 tarihli ve 2014/481 esas, 2015/77 sayılı kararını müteakip,
Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin 14/05/2015 tarihli ve 2015/371-260 sayılı kararıyla karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine, ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen, Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin 04/06/2015 tarihli ve 2015/679 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/06/2016 gün ve 354174 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
Dairemizin 11.04.2016 gün ve 2015/27444 esas, 2016/6833 sayılı kararıyla;
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Kanun yararına bozma konusu yapılan husus, olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine ortak görevli mahkeme tarafından verilen tayini merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Anayasamızın 37. maddesinde, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." 142. maddesinde, " Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." hükümlerine yer verilmiş,
5271 sayılı CMK’nın göreve ilişkin 3/1 maddesinde, "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir." 4. maddesinde, "(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.
(2)Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler." hükümleri düzenlenmiştir.
Görev uyuşmazlığı konusunda, ortak görevli merci tarafından verilen kararın niteliği ile bu kararın temyiz incelemesi safhasında denetlenip denetlenemeyeceği hususunun ele alındığı, 10.06.1942 tarih ve 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, “Başka başka mahkemeler veya mahkemeler ile kaza salâhiyetini haiz heyetler arasında selbî veya icabî zuhur eden ihtilâf üzerine tayini merci makamlarınca salahiyetli tayin olunan mahkeme veya heyetin tayini merci kararına karşı ısrar hakkı olmadığı cihetle esas davayı rüyetle neticede taayyün eden suçun mahiyetine ve tetabuk eylediği kanun hükümlerine göre vermeğe mecbur olduğu hükmün temyizen tetkiki sırasında tekrar vazife ciheti bahismevzuu yapılarak vazifesizlikten naşi bozulamıyacağına...” karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen, 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine tayini merci makamlarınca görevli olduğu belirlenen mahkemenin, merci kararına karşı direnme hakkı bulunmadığı gibi, merci tarafından görevli olduğu belirlenen mahkemece verilen hüküm, temyiz incelemesi sırasında “velev ki görevsiz mahkeme tarafından verilmiş bile olsa” görev cihetinden bozulamayacaktır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.02.2008 gün ve 2008/11-17 esas, 2008/38 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; görev uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin tayini merci kararlarının, genel ve birincil nitelikteki olağan kanun yolu olan temyiz incelemesi sırasında dahi denetlenemeyeceği, diğer bir deyişle bu kararların hukuka uygun olup olmadıklarının görev yönünden bozma konusu yapılamayacağının, halen yürürlükte bulunan 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlendiğine göre, kapsam itibariyle daha sınırlı konuların incelenebildiği, istisnai nitelikteki olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluyla da denetlenemeyeceği anlaşıldığından, istemin reddine karar verilmiştir.
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında olumsuz görev uyuşmazlığını gideren mercii kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine ilişkin, Dairemizin 11.04.2016 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 11.04.2016 gün ve 2015/27444 esas, 2016/6833 karar sayılı kanun yararına bozma isteğinin reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 04/06/2015 tarihli ve 2015/679 Değişik İş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 23/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2016/12006, K. 2016/12729, 23 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama