KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2019/235 E., 2019/4845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Tehdit
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Bozma kararı üzerine, Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Dairemizin 22.03.2018 tarihli bozma ilamı öncesi verilen, 1500 TL. adli para cezası içeren hükme yönelik sanık aleyhine temyiz başvurusunun bulunmaması karşısında, ilk hükümdeki kazanılmış hak gözetilmeden, bozma kararı sonrası kurulan hüküm de sanık hakkında sonuç olarak 3 ay 22 gün hapis cezası uygulanarak 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası, hüküm fıkrasına "1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinde belirtilen kazanılmış hak gereği, sanığın sonuç olarak,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/235, K. 2019/4845, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama