KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2021/26373 E., 2024/4172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/593 E., 2016/437 K.
- Suç
- Görevi yaptırmamak için direnme
- Hüküm
- Mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, adı geçen Kanun'un 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine, bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, katılan ve katılan tanığının beyanlarının çeliştiğine, sanığın tanıklarının beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğuna, haksız tahrik ve meşru müdafaa hükümleri ile paraya çevirme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın suç tarihinde Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinde güvenlik görevlisi olarak hastanenin poliklinikler girişinde tanık ... ile birlikte güvenlik görevlisi olarak çalıştığı sırada sanığın ziyaretçi kartı bulunmadığı halde üst katlara çıkmak istemesi nedeniyle katılan ile arasında çıkan tartışmada sanığın katılanın üzerine yürüyüp sağ eliyle boğazını sıkarak katılanı doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralayıp ve katılana hitaben "Bu iş burada bitmeyecek, sizinle çıkışta görüşeceğiz,
buranın çıkışı da var" şeklinde sözler söyleyerek tehdit edip yaraladığı iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkemece katılan ve tanık beyanları ile kamera görüntülerine göre, sanığın eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu kabul edilerek, mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılanın aşamalarda iddiasını tekrarlaması ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığına ilişkin adli raporu, olay anına ilişkin kamera görüntüleri çözüm tutanağı ve tanık Z. Y.'nin beyanı karşısında, sanığın katılanın boğazını sıkıp, tehdit ettiğinden bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmesine ilişkin Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiş, temyiz sebebi olarak ileri sürülen meşru savunma ile haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/26373, K. 2024/4172, 1 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama