KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2021/36704 E., 2024/11462 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2018/2644 E., 2019/2077 K.
- Suç
- Hakaret
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle, sanığın eyleminin ifade özgürlüğü ve ağır eleştiri olarak değerlendirilmesi gerektiğinden suçun oluşmadığına ve suç işleme kastı bulunmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.
Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) içtihatlarında kabul edilmektedir.
AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı kabul edilen sözlerin bütünüyle söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, sarsıcı, ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Kabule göre;
5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekirken, mükerrir olmayan sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden ve sanığın hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan orantılılık ilkesine aykırı şekilde hapis cezasının tercih edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/36704, K. 2024/11462, 30 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama