KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2021/39178 E., 2024/14241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suçlar
- Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme
- Hükümler
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Temyiz edenler
- Sanıklar
- Tebliğname görüşü
- Ret, bozma
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin, kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'in Cumhuriyet savcısı olan şikayetçiye yönelik hakaret suçundan ve jandarma kolluk görevlileri olan şikayetçilere yönelik hakaret suçundan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'in Cumhuriyet savcısı olan şikayetçiye yönelik hakaret suçundan ve jandarma kolluk görevlileri olan şikayetçilere yönelik hakaret suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararıyla, hüküm fıkrasından sanıklar hakkındaki yargılama giderine ilişkin bölümden "sanıklardan eşit olarak CMK'nun 324-330 maddeleri uyarınca tahsili ile Devlet Hazinesine Gelir Kaydına" ibaresinin çıkartılarak yerine "sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinin ise eşit olarak tahsili ile hazineye irat kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyizlerinin; olay günü jandarma görevlilerinin kendilerine karşı şiddet uyguladıkları ve hakaret ettikleri halde kendilerinin taşkınlık yapamadıkları, üzerlerine atılı suçları işlemedikleri, şikayetçilerin beyanlarının doğru olmadığı, kamera kayıtları incelenmeden eksik araştırmayla karar verildiği, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir. Ancak,
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi.
"Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir.
Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; jandarma kolluk görevlileri tarafından haklarında işlem yapılmak üzere sanıkların hastaneye götürüldükleri, hastane koridorunda sanıkların gözaltı talimatı veren Cumhuriyet savcısına gıyabında ve jandarma kolluk görevlilerinin ise yüzlerine karşı hakaret ettikleri şeklinde kabul olunan olayda sanıkların söyledikleri hakaret sözlerinin aynı olay bütünlüğü içerisinde, kısa zaman aralıkları ile söylendiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların hakaret eylemlerinin hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu anlaşıldığından,
sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinde düzenlenen aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesi nedeniyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Mala Zarar Verme Suçlarından Verilen Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanıkların temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname ’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/39178, K. 2024/14241, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama