KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2021/39607 E., 2024/13032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Hakaret
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, katılan vekilleri
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında; hakaret suçundan verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığı hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekillerinin temyiz istemi özetle; yetersiz raporla karar verildiğine, vekalet ücreti verilmesi gerektiğine yöneliktir. Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; vekalet ücreti verilmesi ve yargılama giderlerinin sanığa yüklenmemesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı kabul edilen ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
2. Kabule göre de, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince, "akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı" hususunun sağlık kurulu raporu ile saptanması ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, tek uzman hekimin verdiği rapora dayanılarak hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/39607, K. 2024/13032, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama