Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2022/14279 E. , 2022/24479 K. "İçtihat Metni" KARAR Tehdit suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-son cümle, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 600,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasın
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2022/14279 E. , 2022/24479 K. "İçtihat Metni" KARAR Tehdit suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-son cümle, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 600,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/26 esas, 2012/74 sayılı kararının 25/04/2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 14/03/2016 tarihinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle yeniden yapılan yargılamada hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-son cümle, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 600,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/09/2020 tarihli ve 2019/469 esas, 2020/197 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12/10/2022 gün ve 2022/112050 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28/09/2016 tarihli ve 2016/614 esas, 2016/16488 karar sayılı ilamında yer alan ''...Kovuşturması şikayete bağlı suçtan tesis edilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün; 5271 sayılı CMK'nın 231/11 maddesindeki koşulların gerçekleşmesi nedeniyle açıklanmak üzere ele alındığı aşamada, katılanın şikayetten vazgeçtiği, hazır bulunan sanık müdafiinin de şikayetten vazgeçmeye bir itirazının bulunmadığı anlaşılmakla, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddeleri uyarınca davanın düşürülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca önceki hükmün açıklanması gerektiğine dair bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir..." şeklindeki açıklama nazara alındığında, somut olayda, müştekiler ... ve ...’nun anılan mahkemenin 01/10/2019 tarihli oturumunda şikâyetçi olmadıklarını belirttikleri cihetle, 5237 sayılı Kanunun 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sanıktan sorulup, sonucuna göre hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: TCK'nın 106/1. maddesinin 2. cümlesinde; "Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. "şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. İncelenen somut olayda; mağdurların 01/10/2019 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtikleri, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan TCK'nın 106/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/10/2020 tarih ve 2018/18-589 E, 2020/421 sayılı ilamında belirtildiği üzere, TCK’nın 73. maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatına, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak TCK'nın 73. maddesinin dördüncü ve CMK'nın 223. maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Sanık ... hakkında tehdit suçundan, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/09/2020 tarihli ve 2019/469 esas, 2020/197 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- CMK'nın 309. maddesinin 4-d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında tehdit suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4. ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 3- Sanık hakkında tehdit suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.