KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2022/3291 E., 2025/1108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/1167 E., 2021/1087 K.
- Suç
- Hakaret
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
946 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, somut delil bulunmadığına, ulusal ve uluslararası içtihatlar doğrultusunda eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına ve suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, şikayetçilere söylediği iddia ve kabul edilen sözlerin deyim olduğu, sanığın bu sözler ile şikayetçiler hakkında yapacağı şikayetin sonuçsuz kalacağına ilişkin irade açıklamasında bulunduğu ve bu nedenle de bu sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Alaçam Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
Karşı Oy
Sanık ... hakkında şikayetçiler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a yönelik 15/10/2020 tarihinde işlediği görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2021 tarihli ve 2020/405 Esas, 2021/677 sayılı Kararıyla; • Görevi yaptırmamak için direnme suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 265/1, 265/4, 43/2-1, 53. maddeleri gereğince neticeten 21 ay hapis ve hak yoksunluğuna, • Hakaret suçundan ise Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-(a), 125/4, 43/2-1, 52/2. maddeleri gereğince neticeten 11.900,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, • Yargılama giderlerine, Hükmedilmiştir.
Kararın süresi içinde sanık müdafii tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 18/11/2021 tarihli ve 2021/1167-1087 E.K. sayılı kararıyla istinaf isteminin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-(a) maddesi gereğince esastan reddine kamu görevlisine direnme suçu yönünden kesin, hakaret suçu yönünden ise temyizi kabil olarak karar verilmiştir.
Temyizi kabil suç yönünden süresinde yapılan kanun yolu başvurusu üzerine Yüksek Dairenin 20/01/2025 tarihli ve 2022/3291 Esas, 2025/1108 sayılı Kararıyla; sanığın sarf ettiği iddia ve kabul edilen sözlerin deyim olduğu, sanığın bu sözleri ile şikayetçiler hakkında yapacağı şikayetin sonuçsuz kalacağına ilişkin irade açıklamasında bulunduğu ve bu sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sanığın sarf ettiği sözlerin kaba hitap tarzı olduğuna ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilememiştir.
Şöyle ki;
Somut olayda, sanığın kendisi hakkında işlem yapan kolluk görevlilerinin şikâyeti varsa Cumhuriyet savcısına yapabileceğini söylemesi üzerine “it iti Isırmaz” şeklinde söz söylediği gerek ilk derece mahkemesince gerekse istinaf incelemesinde sabit görülmüş, temyiz incelemesinde de bu husus yerinde bulunmuştur.
Yüksek Dairemizin birçok kararında belirtildiği şekilde, hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Bu çerçevede sanığın şikâyetçilere yönelik sarf ettiği sözün hakaret olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
“İt iti ısırmaz” ile ilgili Türk Dil Kurumunun Atasözleri ve Deyimler Sözlüğünde (https://sozluk.gov.tr/) “Aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerine zarar vermezler, birbirlerini korurlar” şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.
Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğünde (https://sozluk.gov.tr/) ise “İt” ile ilgili olarak “Aşağılık niyetlerle yaltaklanan veya davranışları kötü olan kimse için kullanılan bir sövgü sözü” olduğu ve bir sövgü ifadesi olduğuna açıkça vurgu yapılmıştır.
Malumları olduğu üzere, insanlar doğrudan ifade edemedikleri gerçekleri az ve öz sözle aktarmak için atasözleri ve deyimlere başvurmuşlar; benzetme, teşhis, cinas, aktarma gibi söz sanatlarını kullanarak dolaylı yoldan mesajlarını iletmişlerdir. Bu söz sanatlarını kullanırken hayvanlar, nesneler ve toplumun çok yakından tanıdığı kişiler sözün aktarılmasında aracı olmuşlardır.
Türkçedeki atasözleri ve deyimlerde anlam aktarmada en çok yararlanılan unsurlardan biri hayvanlar olmuştur. Aslan, at gibi hayvanlar daha çok iyi özellikleri ile ön plana çıkarılırken, eşek, it/köpek gibi hayvanlar ise çeşitli yönleri ile kötülenen hayvanlar olmuştur. Bu hayvanlar içerisinde it/köpek ayrı bir yer tutar. “İt” sözü de söz konusu atasözünde hayvandan insana aktarım yapılan bir mecaz olduğu belirtilmelidir.
(ERDOĞAN Songül, “Atasözleri ve Deyimlere Göre Türkçedeki ‘İt ve Köpek’ Kavramları” Cappadocıa Journal Of Hıstory And Socıal Scıences (Cahıj), Mayıs 2020, syf 136)
Bir atasözünün salt bu vasfına dayanarak kullanılması halinde tahkir kastının olmadığından bahsetmek mümkün değildir. Söz konusu atasözünde yer alan “İt” sözünün hayvanın olumsuz vasıflarını önceleyen bir sövgü sözü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, sanığın şikâyetçilere yönelik sarf ettiği sözün açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda arz ve izah edilen sebeple, temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle bozma düşüncesi içeren çoğunluk görüşüne iştirak edilememiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/3291, K. 2025/1108, 20 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama