Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2023/14259 E. , 2023/25158 K. "İçtihat Metni" HAKİMLİĞİ : İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/3024 Değişik İş SUÇ : Hakaret KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında hakaret suçundan yapılan
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2023/14259 E. , 2023/25158 K. "İçtihat Metni" HAKİMLİĞİ : İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/3024 Değişik İş SUÇ : Hakaret KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında hakaret suçundan yapılan soruşturma sonunda, Cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile reddedildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.08.2023 tarih ve 94660652-105-34-24991-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93504 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " ... 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda müşteki vekilinin, sosyal paylaşım sitesi ...'da "..." ve "..." isimli ... kullanıcıları tarafından müştekiler ...'ın Başbakanlık yaptığı dönemde kendisine ve oğlu ...'ı hedef alan yalan beyanlar, asılsız haberler ile telefon görüşmesi varmış gibi tape ve ses kayıtları paylaşarak hakaret suçunun işlendiğinden bahisle yaptığı şikâyet üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin açık kimlik bilgileri tespit edilemediğinden soruşturmanın zaman aşımı tarihine kadar daimi aramaya alınmasını takiben meçhul şüpheli hakkında zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/03/2021 tarihli ve 2021/1361 esas, 2021/9218 karar sayılı ilâmında yer alan, "... müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, söz konusu sosyal medya hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yaptırılması, şüphelilerin kimlik bilgilerinin kolluk marifeti ile tespitinin sağlanması, tespiti durumunda savunmalarının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi...hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına bozma talebinin kabulüne..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Bahse konu şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne hitaben yazmış olduğu 12/03/2014 tarihli yazıda, çok yönlü araştırma yapılarak ve gerektiğinde resmi veya özel kurum ve şirketlerle de temasa geçilerek; paylaşımın yapıldığı IP, paylaşımı yapan şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesinin istenmesini takiben, ilgili kurumlarla yazışma yapılarak araştırma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, tanzim edilen ve matbu olduğu değerlendirilen tutanaklarda atılı suçun işlendiği IP adreslerinin Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğundan bahisle başkaca herhangi bir araştırma yapılmadığı hususu ile birlikte, Müştekiler vekilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/03/2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde FETÖ/PDY terör örgütünün 25 Aralık soruşturması iddianamesinde de yer aldığı üzere, şüpheliler ..., ... ve ...'ın, sosyal medya platformu ...'da "..." ve "..." isimli hesaplardan dosyaların fezlekesini yayımladıkları, fezleke içerisinde geçen konuşma tapelerini isim ve kimlik bilgilerini açıkça göstermek sureti ile internet ve yazılı basında ifşa ettikleri, örgüt üyelerinin usulsüz olarak elde ettiği ses kayıtlarını seri olarak yayınladıkları" şeklindeki açıklaması karşısında, itiraz mercii tarafından müşteki vekilinin suçu işleyenlere ilişkin itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu ..., ... ve ...'ın şüpheli sıfatı ile savunmalarının alınması ve bahse konu iddianameye ait dosyanın araştırılıp incelenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi için soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinde; “(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.” hükümleri yer almıştır. Aynı Kanun'un 67 nci maddesinde ise: “(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” hükümleri yer almaktadır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargılama konusu suça ilişkin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. İsnat edilen eyleme ilişkin suç tarihinden Cumhuriyet başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararı tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş olması dolayısıyla bu aşamadan sonra eyleme ve şüphelinin tespitine ilişkin farklı bir araştırma yapılmasının sonuca etkili olmayacağından, itirazın reddine dair mercii İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğince verilen 10.06.2022 tarihli ve 2022/3024 değişik iş sayılı kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi.