İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/11522 Karar: 2025/2841 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/11522 K.2025/2841

4. Ceza Dairesi 2024/11522 E. , 2025/2841 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/621 E., 2023/21 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda t

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/11522 E. , 2025/2841 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/621 E., 2023/21 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda t

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/11522 E. , 2025/2841 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/621 E., 2023/21 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43., 62. maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251. maddesinin üçüncü fıkrası ve 58. maddeleri uyarınca 2 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin cezanın itiraz edilmeden kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20/10/2024 tarih ve 94660652-105-20-580-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108121 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108121 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/01/2023 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip, Mahkemece dosyadan el çektikten sonra, sanığın cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hüküm kısmının karardan çıkartılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, tayin olunan ceza sürelerinin değiştirilmesine ilişkin Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen ek kararlar ile mercii kararlarının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1. maddesinde yer alan, "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.", aynı Kanun'un 125/3-a maddesindeki "Hakaret suçunun; ... kamu görevlisine karşı görevinden dolayı... işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz." ve 125/4. maddesindeki "Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır." şeklindeki düzenlemeler ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24/05/2022 tarihli ve 2022/3626 esas, 2022/13004 karar sayılı ilamında yer alan"İnceleme konusu dosyada; sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında basit yargılama usulü ve aleniyet hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyet kararı verildiği, TCK 125/4 maddesinde düzenlenen artırım maddesi gereğince cezanın üst sınırının 2 yılı aştığı gözetildiğinde alenen işlenen hakaret suçunun basit yargılama usulü kapsamında olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, hakaret suçunun alenen işlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde düzenlenen artırım nedeniyle cezanın üst sınırının 2 yılı aştığı, alenen işlenen hakaret suçunun basit yargılama usulü kapsamında olmadığı ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesi uyarınca bu suç yönünden basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesinde yer alan, "(1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." şeklindeki düzenlemeye nazaran, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 11/10/2021 tarihli ve 2021/30268 soruşturma, 2021/10933 esas, 2021/7089 sayılı iddianamesinde, sanığın hakaret suçu yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3-a. maddesi gereği cezalandırılmasının talep edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi uyarınca ek savunma için süre verilmesi ve bu sürede sanığın ek savunması alındıktan sonra 5237 sayılı Kanunun 125/1 maddesi gereğince hüküm kurulması cihetine gidilmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 3- Mahkemece sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/739 esas, 2020/826 sayılı kararına konu cezanın kesin nitelikte adlî para cezası olduğu nazara alındığında, anılan ilam esas alınarak tayin olunan hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, 4- Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesi uyarınca tayin edilen 3 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 125/4. maddesi gereğince 1/6 oranında arttırım yapılarak 3 ay 15 gün yerine, 3 ay 22 gün hapis cezası tayin edilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapıldığında 4 ay 11 gün yerine 4 ay 19 gün hapis cezası tayin edildiği ve devamında aynı Kanun'un 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri gereğince sırasıyla 1/6 ve 1/4 oranında indirim uygulanması neticesinde 2 ay 21 gün hapis cezası yerine, 2 ay 26 gün hapis cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde, 5- Müştekilerin aile sağlık merkezinde görevli sağlık personelleri olduğu ve sanık hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek madde 12/2-a maddesinin uygulanması talep edilmediği hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınarak, tayin olunan cezası üzerinden anılan madde uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağı hususunun kararda tartışılmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesinde, 6- Sanığın, olay tarihinde sağlık ocağında ebe olarak görev yapmakta olan şikayetçilere yönelik gerçekleştirdiği iddia ve kabul edilen hakaret eyleminin, şikayetçilere yönelik görevinden dolayı gerçekleştirilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a. maddesi gereğince ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 125/1. maddesi uyarınca uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesinde, isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Sanık hakkında Mahkemece dosyadan el çektikten sonra verilen ek kararlar ile mercii kararlarının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1. "1" numaralı istemin incelenmesinde, 5271 sayılı basit yargılama usulü başlıklı CMK'nın 251 inci maddesinde; "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir. (3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223. maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. (4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir. (6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir. (7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz. (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz., Geçici 5 inci maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemelere yer verilmiştir., Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarih ve 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararı ile 16/03/2021 tarihli, 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibariyle hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasanın 31. maddesiyle eklenen Geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin de iptaline karar verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/1-4, 43/2. ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, dolayısıyla alenen işlenen hakaret suçunun cezasının üst sınırının iki yıl üstü olduğunun ve basit yargılama usulü kapsamında olmadığı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2. "2"numaralı istemin incelenmesinde, Sanık hakkında ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinin uygulandığı gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 125/1-3-a. maddesi gereği cezalandırılmasının talep edilmiş olduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3-"3" numaralı istemin incelenmesinde, Sanığın adli sicil kaydında yer alıp, tekerrüre esas alınan ilamının adli para cezasına ilişkin olması ve tekerrür hükümlerinin uygulanmadığının anlaşılması karşısında, sanığın birinci kez mükerrir olduğu gözetilmeden cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır. 4- "4" numaralı istemin incelenmesinde, İnceleme konusu hükümde, sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi uyarınca belirlenen 3 ay hapis cezasından aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca yapılan artırım sırasındaki hesap hatası nedeniyle sonuç cezanın fazla belirlenmesi hukuka aykırıdır. 5- "5"numaralı istemin incelenmesinde, 3359 sayılı Kanun'un ek 12 nci maddesinde; "Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun'da yer alan kasten yaralama (madde 86), tehdit (madde 106), hakaret (madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (madde 265) suçlarında; a. İlgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılır..." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda; Yerel Mahkemece sanık hakkında tayin olunan cezada 3359 sayılı Kanun'un ek 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 6- "6" numaralı istemin incelenmesinde, 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinde "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz." şeklinde hükümlere yer verilmiştir. İncelenen dosyada; sanığın, olay tarihinde sağlık ocağında ebe olarak görev yapmakta olan şikayetçilere yönelik gerçekleştirdiği iddia ve kabul edilen hakaret eyleminin, şikayetçilere yönelik görevinden dolayı gerçekleştirilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden anılan birinci maddesi uyarınca uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır. III. KARAR A. "2" Numaralı İstem Yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B- Diğer İstemler Yönünden 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm verilirken, önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla