Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2024/12016 E. , 2025/183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/295 E., 2019/759 K. SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜMLER : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizin 24.09.2024 tarihli ve 2021/35649 Esas, 2024/10994 Karar sayılı ilamı
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2024/12016 E. , 2025/183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/295 E., 2019/759 K. SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜMLER : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizin 24.09.2024 tarihli ve 2021/35649 Esas, 2024/10994 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2024 tarihli ve KD- 18-2019/59243 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ "İtiraz konusu Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 6. Ceza Dairesi 10.04.2019 gün ve 2019/295 Esas-2019/759 Karar sayılı kararının her iki suç bakımından kurulan hükümler yönüyle temyize tabi olmadığı bu nedenle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Konuya ilişkin yasal mevzuata değinmek kısaca değinmek gerekirse, temyiz yasa yolu 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında "Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebileceği" temel kural olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise temel kurala istisna olan durumlar sıralanmıştır. Buna göre 2. fıkrasının a bendinde "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları", b bendinde "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları," d bendinde "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları" nın temyize tabi olmadığı düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesinde ise, "Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder. " şeklinde düzenleme mevcuttur. Temyiz incelenmesine konu dosyanın incelenmesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 10.04.2019 gün ve 2019/295 Esas-2019/759 Karar sayılı kararıyla, Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 gün ve 2018/815 Esas-2018/122 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verdikten sonra ilk derece mahkemesi tarafından sanık lehine hatalı şekilde uygulanan TCK'nın 51/1-3. maddesinin uygulamasını kaldırarak karar verdiği ancak ilk derece mahkemesinin belirlediği ceza miktarlarını artırmadığı açıkça görülmektedir. Bu durumda sanık hakkında Görevli Memura Direnme suçundan verilen hükmün CMK'nın 286/2-b, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak suçundan verilen hükmün ise aynı yasanın 286/2-d bendi uyarınca temyize tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyleyken sanık müdafiinin temyiz isteminin CMK'nın 298/1. maddesine göre reddine karar verilmesi gerekirken hükmün esastan incelenerek Görevli Memura Direnme suçundan verilen hükmün onamasına ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak suçundan verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." şeklindedir. II. GEREKÇE A. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda; 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddesinde düzenlenen suçun yaptırımının 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlendiği ve 5271 sayılı Kanun 'un 286/2-d maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyize tabi olmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. B. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 21.02.2024 tarihli 2023/422 Esas, 2024/91 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere uyuşmazlık konusunda isabetli bir çözüme ulaşılabilmesi bakımından adil yargılanma ilkesi ile ilgili genel bir açıklama yapılması yerinde olacaktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde hüküm altına alınan "Adil yargılanma hakkı" hukukun üstünlüğü ile adalete erişimi koruyan ve kişilerin ceza muhakemesinin ilk aşaması olan soruşturmanın başından itibaren açık ve adil bir şekilde yargılanmalarını teminat altına alan mutlak bir hak olup kişilerin hukuk devleti kuralları içinde makul sürede yargılanmasını öngörür. Adil yargılanma hakkı hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bireyler için bir hak, devlet için ise bir görevdir. Adil yargılanma hakkının amacı, yargılamanın doğru, hakkaniyete uygun ve adil bir biçimde yerine getirilmesini sağlamaktır. Adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha önce soruşturma veya kovuşturmaya tabi tutulmuş olan bireyin, aynı fiilden dolayı tekrar soruşturmaya veya kovuşturmaya tabi tutulması ve hatta buna tabi tutulabileceği endişesi taşıması adil yargılanma hakkı ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan adalete erişim bir hak olarak kabul edilmektedir (...2001, s.437 vd.). Adalete erişim konusundaki bir çalışmada, yeni yasa, yeni yargıç ve yeni yargı etiğine dikkat çekilmektedir (..., 2001, s.438, dipnot:1’de, ..........., 1996, pp.277-297). Adalete erişim bir hak olduğu için, bu hakkın kullanımı yoluyla yasanın yorumu, anlaşılabilirliği ve dolayısıyla yararlanılabilirliği sağlanmakta, içtihatlar bu şekilde oluşmaktadır. Adalete erişim hakkı, yargıya başvurma (dava açma), güvence oluşturan yasa yollarına başvurma ve yargı kararının uygulanmasının sağlanmasını isteme haklarını güvenceye almaktadır (..., 2001, s.446-449). Temyiz yolu, erişim hakkının adli yargıda zirveye ulaşmasını sağlamaktadır. Yargılama makamlarının verdikleri kararlarda bir aykırılık veya yanılma olması durumunda bu hataları giderme yetkisi kanun yolu adı verilen denetim ile sadece yargılama makamları tarafından yapılabilir. Kanun yolu, aykırılıkları gidermek ve isabetli karar verilmesini sağlamak bakımından, sanık ve katılan için olduğu kadar toplum için de büyük bir teminat olduğundan, bir insan hakkıdır (..., Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2017, s. 859, 860). Bu anlayışa paralel olarak, Anayasa’nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de yargılamada sanığa tanınması gereken asgari haklar belirtilerek adil yargılanma hakkının kapsamı belirlenmiştir. Aynı şekilde, 25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen AİHS'nin Ek 7 numaralı Protokolü’nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; "Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkum edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanımın dayanakları dâhil kanunla düzenlenir." hükmüyle ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Yine Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 5. fıkrasında da; "Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır." biçiminde benzer bir kurala yer verilmiştir. Somut olayda: Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 265/1., 62 . ve 51. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ilişkin verilen hükmün, O yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 265/1. ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, verilen bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine de Dairemizce temyiz incelemesinin yapıldığı anlaşılan dosya kapsamında; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi kapsamında kaldığı gerekçesine dayanılarak Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/295 Esas 2019/759 Karar sayılı kararına karşı temyiz yolunun kapalı olduğu düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuş ise de 5271 sayılı Kanun'ın 286/2. maddesinde yer alan bendlerin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalmaları hem de istisnai norm olma özelliği taşımaları, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde ertelenen cezanın ilk kez istinaf incelemesinde ertelenmemesi hâli 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemiş olduğundan, bu şekilde verilen bir kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı belirlenirken CMK'nın 286/2-b maddesi içerisinde kabul edilmesinin istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle de bağdaşmayacak olması hususları ile Anayasa'nın 90/5. fıkrasına göre; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan milletlerarası antlaşmaların iç hukuk hâline gelmesi ve öncelikle uygulanması gerekliliği karşısında AİHS'nin Ek 7 numaralı Protokolü’nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı ikinci maddesinin birinci fıkrası ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin on dördüncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hakkında hükmolunan cezayı herkesin yüksek bir mahkeme veya yargı organınca incelenmesini sağlama hakkına sahip olduğuna dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin, istinaf incelemesi sırasında uygulanmaması nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğunu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR A. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemizin 24.09.2024 tarihli ve 2021/35649 Esas, 2024/10994 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 286/2-d maddesinde yer verilen “İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ve incelemeye konu suçun aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 24.09.2024 tarihli ve 2021/35649 Esas, 2024/10994 Karar sayılı onama ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2025 tarihinde karar verildi.