İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/9751 Karar: 2025/3873 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/9751 K.2025/3873

4. Ceza Dairesi 2024/9751 E. , 2025/3873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/131 D. İş SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na Muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Suç işlemek ama

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/9751 E. , 2025/3873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/131 D. İş SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na Muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Suç işlemek ama

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/9751 E. , 2025/3873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/131 D. İş SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na Muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet suçlarından sanıklar ... ve ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/1, 52/2 ve 5015 sayılı Kanun'un ek 5/1. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis (2 kez) ve 20.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına dair Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 tarihli ve 2012/222 esas, 2013/262 sayılı kararının, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 16.05.2018 tarihli ve 2018/2094 esas, 2018/1535 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlüler müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bozüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2023 tarihli ve 2012/222 esas, 2013/262 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2024 tarihli ve 2024/131 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.09.2024 gün ve 2024/88447 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanıkların bir kısmı akraba ve bir kısmı da hemşehri olan diğer sanıklarla birlikte solvent (white spirit, hexzan, toluen, ksilen ve madeni yağ) türü maddelerden oluşan karışımı akaryakıt haline getirerek, kaçak akaryakıt elde etmek ve ÖTV ödemeksizin elde edilen bu kaçak akaryakıtı satarak haksız kazanç sağlamak amacı ile örgüt kurdukları iddiası ile haklarında açılan kamu davası sonucunda, Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2013 tarihli ve 2012/222 esas, 2013/262 sayılı kararıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve 5015 sayılı Kanun’a muhalefet etmek suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesini müteakip, hükümlüler müdafii tarafından, karara esas alınan Ankara (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/03/2007 tarihli ve 2007/451 Müt. sayılı ve Ankara (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/05/2007 tarihli ve 2007/618 Müt. sayılı kararlarının dosyada fiziken bulunmadığı ve Uyap sisteminde de kayıtlı olmadığından bahisle yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde yer alan "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir... " şeklindeki, Anılan Kanun'un 318/1-3. maddesinde yer alan, "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir....Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir." şeklindeki düzenlemeler ile, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında yer alan, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklinde açıklamalar gözetildiğinde, Somut olayda, Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2013 tarihli ve 2012/222 esas, 2013/262 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17/10/2017 tarihli ve 2016/6940 esas, 2017/5161 karar sayılı iade ilamı ile bazı eksikliklerin yanı sıra iletişimin tespiti kararlarının aslı veya onaylı örneklerinin dosyaya eklenerek gönderilmesinin istenildiği, Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yazışmalar kapsamında, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2018 tarihli cevabi yazısında iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin Ankara (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/03/2007 tarihli ve 2007/451 Müt. sayılı ve Ankara (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/05/2007 tarihli ve 2007/618 Müt. sayılı kararlarının Uyapta kayıtlı olmadığı ve fiziken soruşturma dosyası içerisinde Savcılığa iade edildiğinin bildirildiği, Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesince 08/03/2018 tarihli tutanak ile bahse konu iki kararın soruşturma evresinde tefrik edilen ve soruşturması ayrı yürütülen başka bir dosya (İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/238 esas sayılı) içerisinde olduğu ve anılan dosya Yargıtay incelemesinde bulunduğundan temin edilemediği belirtilmek suretiyle iki iletişimin tespiti kararı olmaksızın dosyanın Yargıtay'a geri gönderildiği nazara alındığında, Hükümlüler müdafiînin hükme esas alınan Ankara (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/03/2007 tarihli ve 2007/451 Müt. sayılı ve Ankara (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/05/2007 tarihli ve 2007/618 Müt. sayılı kararlarının dosyada fiziken bulunmadığı ve Uyap sisteminde de kayıtlı olmadığı gibi, Mahkemenin 08/03/2018 tarihli yazısında belirtilen dosya içerisinde de bulunmadığını tespit ettiklerini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunun ve söz konusu iletişimin tespiti kararlarının dosyada gerçekten mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, hukuka uygun şekilde iletişimin tespiti kararı alınmaksızın yapılan dinlemelere dayanılarak sanıkların mahkumiyetine karar verilemeyeceği, anılan kararların Mahkemenin 08/03/2018 tarihli yazısında belirtilen dosya içerisinde olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa, f)Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır" biçiminde düzenlenmişitir. CMK'nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri gösterilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Yargılamanın yenilenmesi kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur ve kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü için yasada sınırlı olarak yer verilen yenileme nedenlerinden en az birinin gerçekleşmiş olması şarttır. Yasada açıkça gösterildiği üzere, kesinleşen bir hükümle sonuçlanan davanın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile hükümlü lehine yeniden görülebilmesi için; Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması, yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya görüş bildirmesi, kararı veren hâkimlerden birinin görevini yaparken kusurlu davranması, kararın dayandığı hukuk mahkemesi kararının kesinleşmiş bir kararla bozulması, hükümlünün beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek yeni delil ve olayların ortaya çıkması veya hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması gerekir. Bu sınırlı yenileme nedenlerinin yorum yoluyla genişletilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Somut olayda, dosyada bulunmadığı belirtilen iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi kararının delil vasfında olmadığı ve hukuka uygunluğun denetim aracı olduğu, bu denetimin de yargılama sürecinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 16.05.2018 tarihli ilamı ile değerlendirildiği dolayısıyla iletişimin tespiti kararının dosya içerisinde olmamasının yeni delil vasfında bulunmadığı ve yasada sınırlı olarak yer verilen yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediği, anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. III. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede yer alan düşünceler yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla