Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/1053 E. , 2025/6134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/701 Esas, 2023/1442 Karar SUÇ : Hakaret Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı C
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/1053 E. , 2025/6134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/701 Esas, 2023/1442 Karar SUÇ : Hakaret Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20/01/2025 tarihli ve 94660652-105-72-12670-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05/02/2025 tarihli ve KYB-2025/11174 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05/02/2025 tarihli ve KYB-2025/11174 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17/05/2021 tarihli ve 2021/8956 esas, 2021/13803 karar sayılı ilamında yer alan '' ... mağdurun 11/10/2018 tarihli duruşmada usulüne uygun olarak şikayetten vazgeçmiş olması ve kararın kanun yararına bozmaya konu edilmiş olması karşısında, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4. ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır. ... BOZULMASINA, ..." şeklindeki açıklama nazara alındığında, Sanığın üzerine yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete tâbi olduğu, müştekinin de 22/06/2022 tarihli oturumda şikâyetinden vazgeçtiği ve sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanın da bulunmadığı cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 73/4-6 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen somut olayda; mağdurun 22.06.2022 tarihli talimat mahkemesindeki duruşmada şikayetçi olmadığını beyan ettiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; "Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE,Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.