İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/12326 Karar: 2026/5485 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/12326 K.2026/5485)

4. Ceza Dairesi 2025/12326 E. , 2026/5485 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/620 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/12326 E. , 2026/5485 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/620 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/12326 E. , 2026/5485 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/620 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 29,125, 62 (2 kez) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 1.120,00 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Elazığ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2024 tarihli ve 2023/549 Esas, 2024/510 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2024 tarihli ve 2024/620 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2025 gün ve 2025/126427 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; Dosya kapsamına göre, 1. Sanığın uzlaşmak istediğini belirtmesi karşısında, uzlaşma davetiyesinin müştekinin kollukta bildirdiği son adresine tebliğ edilmesi gerekirken mernis adresine mernis şerhi düşülmeden çıkarılan tebligatın usul ve yasaya uygun olmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 2. 5275 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinde yer alan, "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz. (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir. (3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenlemeler ile Aynı Kanun 252/1-2. maddesinde yer alan, "251.madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223.madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, Mahkemesince yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, sanığa 23.11.20 23... .09.2023 tarihlerinde tebliğ edilen ihtaratlar ile sanığa tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde savunma yapması gerektiği ihtar edilmiş ise de; duruşma yapılmaksızın hüküm verileceğinin ihtar edilmediği gibi, sanığın bilinen son adresine çıkarılan tebligatlarda sanığın adreste yaşayıp yaşamadığı tespit edilmeden doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, 3. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulanmasına rağmen, hakaret suçundan hüküm kurulurken anılan Kanun'un 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1 Numaralı istem Yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın uzlaşmak istediğini belirtmesi karşısında, uzlaşama teklifini içeren tebligatın öncelikle şikayetçinin kollukta bildirdiği son adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği, en son adresinden farklı olan adreste yakınına yapılan tebligatın usulsüz olduğu gözetilmeden şikayetçinin uzlaşma teklifine 3 gün içinde cevap vermediğinden bahisle uzlaşma görüşmeleri sonlandırılarak yargılaya devam edilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2 Numaralı istem Yönünden 5271 sayılı Kanun'un basit yargılama usulü başlıklı 251. maddesinde "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz. (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını 15 gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilip sanığa 23.11.20 23... .09.2023 tarihlerinde yapılan tebligatlarla " tebliğden itibaren 15 gün içinde savunma yapması gerektiği ihtar edilmiş ise de ; " duruşma yapılmaksızın hüküm verileceği" ihtar edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 3 Numaralı İstem Yönüden Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309. ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; mahkemece deliller değerelendirlerek kasten yaralama suçunun haksız tahrik altında işlendiği kabul edilmiş, hakaret suçundan ise haksız tahrik hükümleri uygulanmamıştır. Delil takdiri yapılarak verilen bu kararlar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 3 Numaralı İstem Yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce Kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 1 ve 2 Numaralı İstemler Yönünden 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Elazığ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2026 tarihli ve 2023/549 Esas, 2024/510 Karar sayılı kararı ve itiraz üzerine verilen Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2024 tarihli 2014/620 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla