İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/12344 Karar: 2026/3361 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/12344 K.2026/3361

4. Ceza Dairesi 2025/12344 E. , 2026/3361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/334 E.,2014/262 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜMLER : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Kararın kaldırılması Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2016/6008 Esas, 2016/11950 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıl

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/12344 E. , 2026/3361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/334 E.,2014/262 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜMLER : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Kararın kaldırılması Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2016/6008 Esas, 2016/11950 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıl

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/12344 E. , 2026/3361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/334 E.,2014/262 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜMLER : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Kararın kaldırılması Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2016/6008 Esas, 2016/11950 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2025 tarihli ve KD-2025/110618 sayılı lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının, Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması sırasında hapis cezasının hesaplanmasında yapılan hatanın, sanıkların daha az ceza almasına yol açacak şekilde sonuç cezanın belirlenmesine yol açtığı ve hükmün bu sonuç üzerine kurulduğu göz önüne alındığında; yargısal kararların önemi ve belirliliği, hukukî güvenliğinin korunması ilkesi ile birlikte değerlendirildiğinde, sonuç cezanın mahkemenin gerçek iradesini yansıttığının kabul edilmesi gerektiğinden, yerel mahkemece sonuç olarak hükmedilen 1 yıl 6 ay hapis cezasının kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınmadan, temyiz sonrası hapis cezasının 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna bu nedenle bu hususun eleştiri yapılmak ile yetinilmesi gerektiği talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Dosyanın tetkikinde, sanıklar hakkında silahla tehdit suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca yapılan arttırım sırasında hapis cezalarının 2 yıl 6 ay yerine, 1 yıl 6 ay olarak eksik tayin edildiği belirlenmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından sanıklar aleyhine düzeltilemeyeceği anlaşıldığından,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2016/6008 Esas, 2016/11950 Karar sayılı düzelterek onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklara yükletilen tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Sanıklar hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlerde, 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması sırasında yapılan hesap hatası nedeniyle sonuç hapis cezası "2 yıl 6 ay " yerine " 1 yıl 6 ay" olarak eksik tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, a-)TCK'nın 53/l-(c) maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, b-)Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması, Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar ... ve ...'nin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, hükümlerde TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlardan (b) ibaresinin çıkartılmak ve “sanık hakkında TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Silahla tehdit suçundan kurulan hükümde yerel mahkeme, 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesini uygularken hesap hatası yaparak sonuç cezayı 2 yıl 6 ay yerine 1 yıl 6 ay hapis olarak belirlemiş; 4. Ceza Dairesi 2016 tarihli ilamıyla kararı düzelterek onamıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aleyhe temyiz bulunmadığından eksik cezanın kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle sanıklar lehine itiraz etti.

Hukuki İlke: Zincirleme suç artırımında yapılan hesap hatasıyla eksik belirlenen sonuç ceza, aleyhe temyiz bulunmadığında sanık aleyhine düzeltilemez; ayrıca Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı sonrasında TCK'nın 53. maddesindeki bazı hak yoksunluklarının eski şekliyle uygulanması dayanaksız kalmıştır.

Uygulama Sonucu: Daire, Başsavcılık itirazını kabul ederek kendi 2016 tarihli düzelterek onama ilamını kaldırdı ve hükümleri, eksik cezayı bozma nedeni yapmaksızın, yalnızca TCK 53 uygulamasını Anayasa Mahkemesi iptaline uygun hale getirerek düzeltip onadı.

Dava Strateji Notu: Aleyhe temyiz yokluğunda sanık yararına oluşan fiili durum korunur; müdafi, ceza hesabında müvekkil lehine hata yapılmış dosyalarda katılan veya savcılık temyizinin bulunup bulunmadığını denetlemeli, aleyhe başvuru yoksa Yargıtay aşamasında dahi bu kazanımın geri alınamayacağını bilerek itiraz süreçlerini takip etmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla