Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/13220 E. , 2026/4717 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/778 D. İş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/13220 E. , 2026/4717 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/778 D. İş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 62/1, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri gereğince 1.120,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli ve 2024/576 esas, 2024/749 sayılı kararına karşı müşteki vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair mercii Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ve 2024/778 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2025 gün ve 2025/140610 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Basit yargılama usulünde itiraz" başlıklı 252. maddesinin 1. fıkrasında, "251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklinde, Aynı maddenin 2. fıkrasında " İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır." şeklinde, anılan maddenin 6. fıkrasında "Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir." şeklinde, Anılan Kanun'un "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268/1-2. maddesinde, "(1)Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir." şeklinde, Yine 5271 sayılı Kanun'un “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesinde yer alan, "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklindeki düzenlemeler karşısında, Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli kararına konu tensip zaptında yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilip, müştekiye davetiye tebliğ edilerek sanıktan şikayetçi olup olmadığı, davaya katılmak isteyip istemediğini mahkemeye yazılı olarak 15 gün içerisinde bildirmesi gerektiği, bu süre sonunda duruşma yapılmaksızın karar verilebileceğinin ihtar olunmasına karar verildiği, mahkeme kararında belirtilen ihtarın müştekiye 27.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, her ne kadar 15 günlük süre içerisinde müşteki veya vekili tarafından dosyaya yazılı beyanda bulunulmamış ise de, Mahkeme kararının müştekiye tebliğ edilmemiş olması nazara alındığında, itiraz hakkının bulunduğu, dolayısıyla müşteki vekilinin itirazı üzerine mahkemece duruşma açılıp genel hükümlere göre yargılama yapılması gerekmesi karşısında, mercii tarafından itiraz üzerine karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın gereği için mahkemesine iadesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un "Kanun Yollarına Başvurma Hakkı" başlıklı 260. maddesi; (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanun'a göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır. (2) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./73. md) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler. (3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.", anılan Kanun'un "İtiraz Usulü ve İnceleme Mercileri " başlıklı 268/1. maddesi; "Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35. maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263. madde hükmü saklıdır." şeklindedir. 5271 sayılı CMK'nın "Basit yargılama usulüne itiraz" başlıklı 252. maddesinin; Madde 252 - (Mülga madde: 02/07/2012-6352 S.K./105.md.) (Yeniden düzenlenen madde: 17/10/2019-7188 S.K./25. md) (1) 251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. (2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır. (3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251. madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251/3. maddesi uyarınca yapılan indirim korunur. (4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır. (5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir. (6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268/2. maddesi uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir." şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'da kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanun'a göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebileceği gibi, daha sonra bu hakkını kullanmaktan da vazgeçebilecektir. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 243. maddesinde katılanın vazgeçmesi halinde, katılmanın hükümsüz kalacağı hususu düzenleme altına alınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup 5271 sayılı Kanun'un 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 267. maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır. İnceleme konusu somut olayda, Mahkemece yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, mağdur ve vekiline beyanlarını yazılı olarak 15 gün içerisinde bildirmesi, bu süre sonunda duruşma yapılmaksızın karar verilebileceği, sanıktan şikâyetçi olup olmadıkları, davaya katılmak isteyip istemedikleri hususlarının beyanları ile birlikte mahkemeye bildirilmesinin tebliğ edilerek ihtar olunduğu, ancak mağdur veya vekili tarafından süresi içinde dosyaya sunulan yazılı bir beyan olmadığı gibi davaya katılma yönünde de bir talebinin bulunmadığı, bu kapsamda mağdur vekilinin itiraz hakkının bulunmadığı gözetilerek, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, buna ilişkin bir değerlendirmede bulunulmayıp, itiraz merciince görevsizlik gerekçesiyle itirazın kabulüne dair verilen kararın hukuki değerden yoksun olduğu belirlenmiş ve bu sebeple kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede yer alan düşünceler yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.