Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/3067 E. , 2025/9354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2019/ 852 E., 2019/3201 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz ede
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/3067 E. , 2025/9354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2019/ 852 E., 2019/3201 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve tehdit suçlarından İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; beyanlarına itibar edilen tanık O.S'nin anlatımlarının kamera görüntüleri ile uyuşmadığına, kamera görüntülerinde sanığın eyleminin tespit edilmediğine, cebir ve tehdit şeklinde icrai davranışının bulunmadığına, bölge adliye mahkemesi kabulünün ilk derece mahkemesi kabulü ile çeliştiğine, sanığın hakaret ettiğine dair somut delil bulunmadığına, denetim süresi sona erdiği halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1-Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin ..., ... ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Bu şekilde kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, ..., ... ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanığın katılan ...'a söylediği kabul edilen sözlerin, muhatabın ..., ... ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, 2-5237 sayılı Kanun'un 265. maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alındığında, Somut olayda; sanığın, hastası ile ilgilenmediğini düşündüğü doktor olan katılan ... ile tartıştığı ve güvenlik görevlisinin çağrılması üzerine" güvenlikçilere mi güveniyorsun bunun dışarısı da var görüşeceğiz seninle" dediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinin 2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması, 3-Kabule göre de; a-Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nun 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın doktor olan katılan ...'a direndikten kısa bir süre sonra polis olan katılan ...'e direndiğinin anlaşılması karşısında, aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen görevi yaptırmamak için direnme suçunun, hukuken tek bir fiille gerçekleştirildiği, sanık hakkında, TCK’nın 265/1. maddesi uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi, b-Sanığın adlî sicil kaydının incelenmesinde; Koçarlı Sulh Ceza Mahkemesinin 28.12.2011 tarihli ve 2010/112 Esas, 2011/107 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 18.02.2012 tarihinde kesinleşmiş olduğu, 5 yıllık denetim süresi belirlendiği, kesinleşme tarihinden itibaren denetim süresinin başladığı, sanığın denetim süresi dolduktan sonra 23.03.2017 tarihinde inceleme konusu suçu işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesinde denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinin belirtildiği, böylece mezkur hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, inceleme konusu hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmediği anlaşıldığından sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden," Sanığın geçmişinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları nazara alınarak hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına," şeklindeki gerekçeyle hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, hükümlerin oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.