İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/4407 Karar: 2025/11740 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/4407 K.2025/11740

4. Ceza Dairesi 2025/4407 E. , 2025/11740 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2019/680 E., 2022/643 K. SUÇ : Hakaret KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulm

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/4407 E. , 2025/11740 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2019/680 E., 2022/643 K. SUÇ : Hakaret KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulm

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/4407 E. , 2025/11740 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2019/680 E., 2022/643 K. SUÇ : Hakaret KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanığın, hakaret suçundan mahkumiyetine ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2025 tarihli ve 2025/49309 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "Kamu görevlisine hakaret suçu yönünden adı geçen sanık hakkında Kdz. Ereğli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2022 tarihli kararı ile verilen mahkumiyet hükümlerine karşı, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine istinaf talebinde bulunulmuş ise de, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 28/02/2024 tarihli ve 2023/659 esas, 2024/357 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verildiği gözetilerek yapılan incelemede, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde yer alan, "(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı bulunan kamu görevlisine hakaret suçunu müşteki polis memurları ..., ... ve ...'e yönelik olacak şekilde, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı anda birden fazla mağdura karşı işlediği anlaşıldığından, temel cezanın belirlenmesini takiben 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak cezanın arttırılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilerek fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dosyada; sanığın en son bildirdiği "... Mah. ... Sok No:... İç Kapı No;8 .../..." adresine 7201 sayılı Tebligat Kanun'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkmadan MERNİS adresine aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre yapılan tebligatın usule uygun olmadığı, temyiz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın önce sanığın bildirdiği en son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanun'nun 21/1. maddesi gereğince tebliğ edilmesi, iade gelmesi halinde MERNİS adresine aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkarılması gerektiği halde, bu hususlara uyulmadan yapılan tebligatların usulsüz olduğu anlaşıldığından temyiz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun tebliğ olunması gerekmektedir. Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükümleri, yukarıda adı geçen sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce hükümlerin henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla