İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/4969 Karar: 2025/17274 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/4969 K.2025/17274

4. Ceza Dairesi 2025/4969 E. , 2025/17274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/ 88 E, 2024/247K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62... /2

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/4969 E. , 2025/17274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/ 88 E, 2024/247K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62... /2

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/4969 E. , 2025/17274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/ 88 E, 2024/247K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli ve 2016/672 Esas, 2017/586 Karar sayılı kararının 06.07.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 15/04/2022 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2024 tarihli ve 2024/88 Esas, 2024/247 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 gün ve 2025/55160 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02/04/2024 tarihli kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/1, 125/4, 62... /2-4. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin 02/04/2024 tarihinde kesinleştiği, Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerektiği, 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnaî hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açıldığı, anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır." düzenlemesine yer verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde ise "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verildiği, bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebileceği, Anılan kanunî düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna açık aykırılık oluşturacağı, öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkimin, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacağı, Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2016 tarihli iddianamesi içeriğinde, sanık hakkındaki 16/08/2015 tarihli eylemine ilişkin olarak müşteki ...'na yönelik 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 125/4. maddeleri yönünden fiil anlatım bulunmadığı, fiil anlatımı bulunmayan eylemlere ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesine uygun olarak açılmış bir davadan bahsedilemeyeceği cihetle, yargılamaya devamla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 125/4. maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 170 . maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2016 tarihli ... numaralı iddianamesinde sanığın ...'na yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun 'un 125/1-4, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edildiği, iddianame içeriğinde ise "şüpheli ...'ın ... sarf ettiği sözlerin onur şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olduğu ve hakaret suçuna temas ettiği" belirtildiği, sanık hakkında katılan ...'na hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla