İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/7326 Karar: 2025/15557 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/7326 K.2025/15557

4. Ceza Dairesi 2025/7326 E. , 2025/15557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1165 E., 2022/557 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2023/3078 Esas, 2025/9068 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhu

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/7326 E. , 2025/15557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1165 E., 2022/557 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2023/3078 Esas, 2025/9068 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhu

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/7326 E. , 2025/15557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1165 E., 2022/557 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2023/3078 Esas, 2025/9068 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 18.07.2025 tarihli ve 4-2022/64404 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı yazısıyla; Sanığın iddianame anlatımına konu edilen sözlerinin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturacağına ilişkindir. Somut olayda sanığın Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabı üzerinden Cumhurbaşkanına yönelik olarak 02.07.2018 tarihinde “Allahım sizi bildiği gibi yapsın” yorumuyla Cumhurbaşkanı ... ve ... ve ... eski ...’ın görselinin üzerinde "TECAVÜZ İŞLERİ BAKANI" yazan görsel içinde “ÇOCUKLARINIZA SAHİP ÇIKIN ...’in emriyle İmam Hatip Okullarında yaşanan tecavüz olayları örtbas ediliyor. Tacizciler ve tecavüzcü sapıklar yargı önüne çıkarılmıyor, görev yaptığı okul değişiyer. Daha önce yargılanıp hapis cezası alan sapıklar, çıkartılan yasayla bir bir bırakılıyor. ...’ye oy verenlerin çocuklarına tecavüz ediliyor… Çünkü İmam Hatip’lere ...’ye oy verenler çocuklarını gönderiyor. ... VE ... TARAFINDAN “TECAVÜZ PARASI” ÖDENEREK AKP’Lİ ANNE VE BABALAR SUSTURULUYOR” yazılı görseli paylaştığı dosya kapsamındaki tüm delillerle sabit bulunmaktadır. 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır. hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın suça konu ifadeleriyle Cumhurbaşkanının, bir takım soruşturmalara konu olan çocukların cinsel istismarı suçlarına göz yumduğu, hatta bu suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların kapatılmasını sağladığı, bu suçları işleyenlerin yargılanmasına engel olduğu, bu amaçla Cumhurbaşkanı ve kabinesi tarafından mağdur ailelere "tecavüz parası" ödendiğini ileri sürdüğü, sanığın bu sözlerinin Cumhurbaşkanının toplum neznindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu, kaba söz yada siyasi eleştiri olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, hakaret suçunu oluşturan eyleminden dolayı mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine bozulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.05.2025 tarihli ve 2023/3078 Esas-2025/9068 Karar sayılı BOZMA kararının KALDIRILMASI, 3. İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/630 Esas-2021/321 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine dair hükme yönelik istinaf isteminin esastan reddine ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.03.2022 gün ve 2021/1165 Esas-2022/557 Karar sayılı kararının ONANMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı Kanunun 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; davaya konu paylaşımların, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmıştır. III. KARAR A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2023/3078 Esas, 2025/9068 Karar sayılı kararı usûl ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden REDDİNE, B. 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 03.12.2024 tarihli ve 2022/4369 Esas, 2024/15906 Karar sayılı bozma ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 08.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla