Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/7498 E. , 2025/13089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/899 E. 2020/304 K. KARAR: Mahkumiyet İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 26.03.2025 tarihli ve 2022/8220 Esas, 2025/5779 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuri
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/7498 E. , 2025/13089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/899 E. 2020/304 K. KARAR: Mahkumiyet İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 26.03.2025 tarihli ve 2022/8220 Esas, 2025/5779 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve 2020/70852 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/70852 sayılı yazısıyla; "İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2015 tarih ve 2015/2196 esas sayılı iddianamesi ile ... Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarih ve 2015/1055 esas 2016/856 karar sayılı kararı ile sanığın beraatine ilişkin kurulan hükmün Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 02/05/2017 tarih ve 2017/315 esas, 2017/3806 karar sayılı ilamı bozulmasına karar verilmesinden sonra Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarih ve 2017/899 esas 2020/304 karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanık müdafinin temyiz istemi üzerine Yüksek Dairenizin 26.03.2025 tarih ve 2022/8220 Esas 2025/5779 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "davaya 1/5 konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler, şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) ... hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin ... matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla ... fonksiyonları değil ... şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi ... hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (....Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Yargıtay 4. Ceza Dairesi 10.03.2022 gün ve 2022/11135 Esas-2025/4488 Karar sayılı emsal nitelikteki kararında "... Anayasa'nın 12/2. maddesinde yer alan "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." şeklindeki düzenlemeyle kişilere temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklara uyma yükümlülüğü getirilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi ... (B. No: 2015/...) başvurusu sonucunda 04.04.2018 tarihinde verdiği kararında; "hırsız, katil ..." şeklinde slogan atan başvurucunun ifade özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun davranmadığına ve başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik de bir ihlal olmadığına karar vermiştir. Açıklamalar ışığında, sanıkların savunmaları ve olay anına ilişkin görüntü inceleme tutanağı doğrultusunda sanıkların atılı suçu işlediklerine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle somut olaydaki sözlerle aynı mahiyetteki sözleri suç olarak kabul etmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde hırsız kelimesi "Başkasının malını çalan kimse; uğru" şeklinde tanımlanmıştır. Bu kelimeden türeyen hırsızlık ise, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine hırsız şeklinde bir söz sarf etmesi hiç bir duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir. Katil kelimesi ise insanların canlarına kasteden, insanları öldüren kişi anlamına gelmektedir. Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ... yönelik olarak, 13/02/2015 tarihinde Eğitimsen ve birleşik haziran hareketi tarafından Türkiye genelinde alınan "Laik Bilimsel Anadilde Eğitimde Demokratik Yaşam İçin 13 Şubatta Boykottayız." eylem kararı doğrultusunda Akhisar İlçesi ... Caddesindeki yürüyüş ve basın açıklaması sırasında "Hırsız Katil ..." şeklinde attığı sloganın, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.03.2025 tarih ve 2022/8220 Esas 2025/5779 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI, 3. Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarih ve 2017/899 esas 2020/304 karar sayılı mahkumiyet hükmünün ONANMASI, 2/5 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi" şeklindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Davaya konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler, şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 26.03.2025 tarihli ve 2022/8220 Esas, 2025/5779 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık tarafından söylenen "Hırsız, katil ...." şeklindeki sözün hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi;3/5 "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargı uygulamalarına göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici yada endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle mümkündür, demokrasinin işleyişi içinde gereklidir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasanın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 4/5 Sanık ...'un 16.02.2015 tarihinde yapılan yürüyüş ve basın açıklaması sırasında "Hırsız, katil ...." şeklinde slogan attığı, sözlerin ... toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğu; her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nin 07.02.2019 tarih ve 2014/... başvuru sayılı kararında "katil polis" şeklinde söylenen slogan niteliğindeki sözlerin suç teşkil etmeyeceği belirtilmişse de; bu kararda da açıklandığı gibi sözlerin genel nitelikte, polisin müdahalesi üzerine ve muhataplarına söylendiğinin kuşkulu olduğu, incelemeye konu bu dosyada ise; sanığın sarf ettiği sözlerin genel nitelikte olmayıp doğrudan ... kastederek şahsına yönelik olduğu dikkate alındığında sanığın tahkir kastı ile hareket ettiği kanaatinde olduğumuzdan sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu düşüncesindeyiz. Açıkladığımız gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü yerine sayın çoğunluğun itirazın reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.