Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2026/2232 E. , 2026/6507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2731 Değişik iş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun y
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2026/2232 E. , 2026/6507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2731 Değişik iş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.06.2024 tarihli ve 2023/32241 soruşturma, 2024/5356 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2024 tarihli ve 2024/2731 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.01.2026 gün ve 2026/2333 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, olay tarihinde resmi nikahlı evli olan müşteki ... ile şüpheli ... arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, şüphelinin müştekiye hitaben, "itler bile çocuklarına koştu, itler itler, ulan, allah senin belanı versin, keşke gelmeseydin enkaz altında kalsaydı" şeklinde sarf ettiği kabul edilen sözlerinin, müştekiye yönelen bir hakaret içermediğinden ve müştekinin şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Şüpheli tarafından dosyaya sunulan taşınabilir bellekte yer alan ses kaydında, iddia konusu "Bir insan bu kadar it olamaz, it bile senden daha iyi baba" şeklinde sözler sarf edildiğinin anlaşılması karşısında, şüphelinin eylemi ile ilgili olarak mevcut delillerin mahkemesince tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170/2. maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172/1. maddesinde, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir İncelenen dosyada; şikayetçi tarafından dosyaya sunulan taşınabilir bellekte yer alan ses kaydına göre "bir insan bu kadar it olmaz, it bile senden daha iyi baba" şeklinde sözler sarf edildiği, bu sözlerin 27.09.2027 tarihli bilirkişi raporunda yer almadığı anlaşıldığından, bu sözleri şüphelinin mi yoksa bilirkişi raporunda "2. Kadın" olarak geçen kişinin mi söylediği belirlenerek sonuca göre şüphelinin hukuki durumunun belirlenmesi yerine eksik araştırma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin farklı gerekçe ile KABULÜNE, 2. Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 19.07.2024 tarihli ve 2024/2731 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.