İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2026/3668 Karar: 2026/6124 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2026/3668 K.2026/6124

4. Ceza Dairesi 2026/3668 E. , 2026/6124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1971 E., 2023/926 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.01.2026 tarihli ve 2023/14840 Esas, 2026/... Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2026 tarihli ve 4

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2026/3668 E. , 2026/6124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1971 E., 2023/926 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.01.2026 tarihli ve 2023/14840 Esas, 2026/... Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2026 tarihli ve 4

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2026/3668 E. , 2026/6124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1971 E., 2023/926 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 19.01.2026 tarihli ve 2023/14840 Esas, 2026/... Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2026 tarihli ve 4 - 2023/89410 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ ''Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, twitter isimli sosyal paylaşım sitesinden, 25... tarihinde ... Gazetesi isimli hesap tarafından paylaşılan ... ...'ın bulunduğu "... namazının ardından imamdan mikrofonu alarak camide konuşma yaptı" yazılı içeriği alıntı yaparak "Tam zübük, bu kadar olur... Gerçi elinde Kuran, ya da tabuta el koyarak da bu konuşmaları yapmışlığı var. Zübük bile bu kadarını yapmamıştı" yorumuyla, 05/02/2021 tarihinde "Diploması olmayan, kaçak sarayda oturan, kendisinin itiraf ettiği (17/25 Aralık, Bilal oğlan) gibi hırsız olan, artık her ağzını açtığında iftira ve yalandan başka bir şey söyleyemeyen...#...? Cesaretimiz de var. #..." yorumunu paylaşımının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğuna'' ilişkindir. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı yasanın 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir. AİHM Dabrowski/Polonya davasında, başvuran, hakaret ettiği iddia edilen belediye başkanını, hırsızlık suçundan ceza almasının ardından 'soyguncu belediye başkanı' olarak tanımlamıştır. AİHM, bu başvuruda, 10. maddenin ihlal edildiğine karar verirken, gazetecinin bir dereceye kadar abartma hakkına sahip olmasına ve belediye başkanının kamuya mal olmuş bir kişi olarak, bazıları olgusal temelden yoksun olmayan değer yargısı olarak değerlendirilebilecek eleştirilere karşı, daha fazla hoşgörü göstermek zorunda olmasına özel bir ağırlık vermiştir. (Dabrowski /Polonya, 18235/02, 19/12/2006) Anayasa Mahkemesi 15.05.20 25... /62422 başvuru numaralı (... başvurusu) kararında, sanığın sosyal paylaşım sitesinde, siyasetçi ....'yi kastederek ve fotoğrafının altına "Hatırladınız mı rüşvetçi Hırsız şimdi felçli" yazısının bulunduğu görsel paylaşmak suretiyle hakaret ettiğine ilişkin verilen mahkumiyet kararına yönelik incelemede; başvurucunun ifade özgürlüğü ile eski bürokrat olan ve siyasetçi ....nin şeref ve itibarının korunması hakkında adil bir denge kurulması gerektiğini, çatışan bu iki hak arasında dengeleme yapılırken kullanılması gereken genel ölçütlerin; ifadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük düzeyi ve önceki davranışları yanında katlanması gereken eleştirinin sınırlarının sade bir vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı, ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı, kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı , katılanın kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağı olup olmadığı, ifadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi, cezalandırmaya konu edilen ifadelerin kullanıldığı bağlamından koparılıp koparılmadığı, başvurucunun yaptırıma maruz kalma endişesinin başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratıp yaratmayacağı, dava konusu söylemlerin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 13.09.2022 tarih ve 2018/(Kapatılan)16/62 esas sayılı kararında; ... hakaret suçundan mahkûmiyetin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı hususu açısından; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu vurgulanmış olup sanığın, “... Bir ... ülkesinin gençliği insanları tarafından hırsız, katil, diktatör olarak anılıyorsa o ... artık ... değildir. Buradan ... 'a sesleniyorum, ... zindanın yıkılışını hatırla” biçimindeki konuşmasının içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde sözleri ağır eleştiri niteliğinde olan ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmayan Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmiştir. Açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması kapsamında kalan, devleti yönetmekle görevli Cumhurbaşkanının politikalarını eleştirmek amacıyla paylaşılan şok edici nitelikte, rahatsız edici ve sarsıcı ağır eleştiri niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu nedenle somut olayda hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dairemizin 19.01.2026 tarihli ve 2023/... Esas, 2026/1744 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2.6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, Oy birliğiyle, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla