KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/10152 E., 2010/5545 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Davacı Hayrunnisa Barut vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Turizm Tic. ve San. AŞ ve ... aleyhine 03/02/2008 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalılardan ... vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Davalı ...’nın temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacıya çarpan ve yaralanmasına neden olan araç, trafik sicilinde davalılardan ... Tur. Tic. ve San. AŞ adına kayıtlıdır. Davalı şirket, dava konusu aracı uzun süreli olarak dava dışı bir şirkete kiraladığını savunmuş ve son oturumda bu davalı şirket ile dava dışı Boehringer İngelheim İlaç Tic. AŞ arasında imzalanan basit (adi) yazılı kira sözleşmesinin fotokopisini sunmuştur. Yerel mahkemece, davalı tarafından aracın uzun süreli olarak kiralandığı benimsenerek bu davalının işleten olmadığı gerekçesiyle, hakkındaki istem husumet yönünden reddedilmiştir.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalı adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur.
İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Dava konusu olayda, davalı şirketin fotokopisini sunduğu kira sözleşmesi, isteyen taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek basit (adi) yazılı belge niteliğinde olup davacı yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Kaldı ki davalının, kiracısına karşı aralarındaki iç ilişki gereği rücu hakkıda vardır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, son oturumda sunulan belgeye değer verilip davalı şirket hakkındaki istemin işleten olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10152, K. 2010/5545, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama