KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/10654 E., 2010/9750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/03/2008 gününde verilen dilekçe ile MK'nun 1007.maddesi uyarınca maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/05/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05/10/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olan Devletten alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı, adına tapulu olan 4 ayrı taşınmazın, davalı Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında mera niteliği taşıdığı saptanarak tespit dışı bırakılmasına karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini belirterek, tapulu taşınmazının elinden çıkması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosya içeriğinden, 1990 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların tarla niteliği ile çapa bağlanarak Sıtkı Yarar adına tespit ve tescil edildiği, davacının tapusu iptal edilen taşınmazları yasal yoldan elde ettikleri anlaşılmaktadır. Meralar, nitelikleri gereği özel mülkiyete konu olmayacak yerlerdir. Bu nitelikteki bir yer tapuya bağlanmış ve daha sonra davacıya satılmıştır.
Devlet tarafından verilen ve geçerli bir kayda dayalı tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği kuşkusuzdur. Böyle bir yerin mera niteliğinde olması taşınmazların temel niteliğini, yani kamu malı olma niteliğini değiştirmemekle birlikte kişinin tapuya dayanan hakkının da korunması gerekir.
Devletin verdiği tapunun geçersizliği ileri sürülerek, hiçbir karşılık ödenmeden tapunun iptalinin istenmesi, geçerli kayda dayanan mülkiyet hakkı ile bağdaşmayacağı gibi Devletin saygınlığını da zedeler.
Şu durumda, mera niteliğindeki taşınmazlar için oluşturulmuş tapu kaydının iptalinde kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak, adına oluşturulmuş bulunan tapu kaydı iptal edilerek elindeki taşımazı alınan kişiye, karşılıklı hak ve adalet dengesinin sağlanması amacıyla, tazminat niteliğinde bir bedel ödenmesi gerekir. Ödenecek tazminatın nedeni yasa dışı bir işlem nedeniyle değil hak ve adalet dengesinin sağlanması amacına yönelik olacağından, taşınmazların tam değerlerinin karşılanması da gerekmez.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının, taşınmazların gerçek değerinden, Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince uygun bir indirim yapılmak suretiyle belirlenecek zarardan sorumlu tutulması gerekirken, taşınmazın rayiç değerinin tamamı üzerinden fazla tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10654, K. 2010/9750, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama