KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/10739 E., 2010/5905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 29/07/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, ... Türk televizyon kanalında, 04.07.2008 günü yayımlanan "Aykırı Sorular” adındaki programda davalı tarafından söylenen “…kazanova, pavyondan çıkmış, külhanbeyi, Adanalı ve benzeri” biçimindeki sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulması isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, milletvekili ve bir partinin genel başkan yardımcı olup siyasi kişiliği bulunan davacının, hakkında yapılan eleştirilere diğer kişilerden daha fazla hoşgörülü olması gerektiğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece; kıyafeti, sözlü açıklamaları ve davranışları eleştirilen davacının, bulunduğu görev ve yetki nedeniyle ağırda da olsa, bu eleştirilere katlanmak zorunda olduğu, konuşmaların davacıyı aşağılamak amacıyla yapılmadığı, ağır eleştiri niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün getirdiği ayrıcalıklar sınırsız olmayıp basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırı Medeni Yasa'nın 24 ve Borçlar Yasası'nın 49. maddelerinde anlamını bulan kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemelerdir. Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince basının sorumlu tutulabilmesi için; yayın ya da eleştirinin kişilik haklarını zedelemesi, bu zedelemenin manevi bir zarar doğurması, kişilik haklarına saldırı ile gerçekleşen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması, kişilik haklarına saldırının hukuka aykırı olması ve hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması gerekir.
Hukuka uygunluk nedenleri veya hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenler ise; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi gibi öze ilişkin koşulları ve konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık, anlatım ve sergilenişteki ölçülülük niteliğindeki biçime ilişkin koşullardır.
Yayımlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak yayımlanması durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar ve artık basın sorumlu tutulamaz. Bir konunun, bir eylemin, bir düşüncenin eleştirilmiş olması tek başına basının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Eleştiri doğru olsa bile kurulan tümceler ve kullanılan sözcükler kaba, incitici, abartılı, suçlayıcı ise haberin özü ile biçimi arasında uygun bir denge kurulmamış olduğundan eylem hukuka aykırı olur ve manevi tazminat sorumluluğunu gerektirir.
Dava konusu olayda; dava konusu edilen öteki sözlerde davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak bir yön bulunmamakta ise de, davacının “…kazanova ve pavyondan çıkmış…” olarak nitelendirilmiş olması, konu ile ifade arasında bulunması gereken düşünsel bağı kopardığından davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun benimsenmesi gerekir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10739, K. 2010/5905, 13 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama