KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/10926 E., 2010/6543 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tazminat
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/03/2009 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarının basın yoluyla ihlaline dayanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/06/20009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, ... televizyonunda yayınlanan “...” adındaki programa konuk olarak katılan davalının, dava dışı ... ile yaptığı karşılıklı konuşma sırasında söylediği sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, katıldığı programda Türkiye’de siyasetin, siyasetçilerin ve siyasi tavırların tartışıldığını, örnekleme yaptığı konuşmasında davacının salt kişiliği ile ilgili bir değerlendirmede bulunmadığını, açıklamalarının tamamen tavır üzerine yapılmış bir eleştiri olduğunu, tarafların siyasi kişilikleri bulunduğu gibi davacının tavrının sürekli tartışılır olması, buna ilişkin birçok tartışmanın haber bültenlerinde de yer alması gibi somut gerçekler bir arada düşünüldüğünde davacının tavrını eleştirme hakkı bulunduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Kişinin üstlendiği görev ne kadar önemli ise hakkında yapılan eleştirilerin o kadar yoğun ve gerektiğinde sert olabileceğinin kabulü gerekir. Eleştiri sert, kırıcı, küçük düşürücü olabilir. Bir haber veya eleştirinin; objektif olduğu, gerçek olaylara dayandığı, doğru bir amaca yönelik bulunduğu durumlarda kişilik haklarına saldırıda bulunulsa bile hukuki sorumluluktan söz edilemez.
Yerel mahkemece başbakan olan davacının siyasi kimliği ve konumu gözetilerek, ağır da olsa yapılan eleştirileri hoşgörü ile karşılanması gerektiği sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10926, K. 2010/6543, 1 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama