KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/11125 E., 2010/6206 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/11/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 02/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı idarenin asker göndermek amacıyla kiraladığı yolcu otobüsünün, önündeki araca çarpması nedeniyle içinde bulunduğu aracın da kendi önündeki araca çarpmasından dolayı yaralandığını, davalı idarenin işleten olarak zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı idare ise, haksız davanın usul ve esas yönlerinden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı idarenin kiraladığı aracın işleteni olduğu gerekçesiyle husumet itirazı reddedilmiş ve istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 16.07.2005 günü asker gönderme işini gerçekleştiren ... plaka sayılı otobüsün, havanın yağışlı, yolun kaygan olması nedeniyle karşı şeride geçerek dava dışı kamyona çarptığı, arkadan gelen ve içinde davacının yolcu olarak bulunduğu aracın da kamyona çarptığı, olayda otobüs sürücüsünün öldüğü, çok sayıda asker ile birlikte davacının da yaralandığı anlaşılmaktadır. Kazaya karışan otobüsü davalı idarenin kiraladığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın tanımlarla ilgili 3. maddesi gereğince; "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." Aynı Yasa'nın 85. maddesine göre ise bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur. İşletenin belirlenmesi Yasa'da sınırlı tutulmamış olup bazı iş ve eylemlerde bulunanların da işleten gibi sorumlu olacakları kabul edilmiştir.
Somut olayda davalı idare araç sahibi olmayıp asker göndermek üzere aracı kiralayan konumundadır. Dosya içeriğinden, otobüs içerisinde Zonguldak-Devrek Jandarma taburundan Bilecik-Söğüt taburuna dağıtımı yapılan Jandarma erlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Motorlu aracın ancak uzun süreli kiraya verilmesi durumunda işleten araç sahibi değil kiracıdır. Olayda uzun süreli bir kira ilişkisi bulunmamaktadır.
Asker gönderme gibi belirli bir yolculuk ve hizmet için aracın kısa süreli olarak kiraya verilmesinde işletenlik sıfatı araç sahibinde kalmaktadır. Ayrıca davacı da otobüs içindeki askerlerden birisi olmayıp kazaya karışan diğer araç içinde bulunan yolcudur.
Her ne kadar mahkemece davacının Devrek 2. Jandarma Eğitim Tabur Komutanlığında jandarma eri olduğundan söz edilmiş ise de bu husus dosyadaki bilgilerle örtüşmemekte, davacının, kazaya karışan diğer aracın sürücüsü olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'nın sorumluluğu otobüste taşınan askerler yönünden olup diğer araca yönelik yasal bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalı idarenin uzun süreli araç kiralayan ve dolayısıyla işleten olmadığı benimsenip istemin husumet yönünden reddedilmesi gerekirken, davalı idarenin sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/11125, K. 2010/6206, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama